Ege Orman Vakfı, İzmir Arıcılar Birliği ve Halk Eğitim Merkezi işbirliğiyle Ödemiş’teki arıcılara üretimde yapılması gerekenler ve uyulması gereken kurallar anlatıldı.
Seminere Ege Orman Vakfı Başkanı Kadir Bilgili, İzmir Arıcılar Birliği Başkanı Fikri Barkan, Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü İbrahim Altıntaş, Ödemiş Arıcılar Birliği Başkanı Mahmut Kaçan ve Ödemişli arıcılar katıldı. Seminerde ilk konuşmayı Ege Orman Vakfı Proje Koordinatörü Kadir Bilgili yaptı.
Bilgili yaptığı konuşmasında destek verenlere teşekkür ederek, katılımcılara seslendi.
Bilgili, “Bugün bu salonu dolduran bütün arıcılara teşekkür ediyorum. Ege Orman Vakfı 1995 yılında kurulmuş sivil bir toplum kuruluşudur. Vakıf kırsal kalkınma projelerine imza atmıştır. Amacımız sadece kırsal kesimdeki vatandaşların gelir düzeyini yüksek tutmak, bal ormanı yapımı için girişimde bulunmaktır. Elde edilen balın piyasaya sürülmesi için, çalışmalar gösteriyoruz. Bu çalışmayı Ödemiş’te başlatmamızda, Halk Eğitim Merkezi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Arıcılar Birliğinin büyük katkıları oldu. Onlara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
ALTINTAŞ, “ARICILARA GEREKEN DESTEĞİ VERİYORUZ”
Kadir Bilgili’nin ardından Ödemiş Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü İbrahim Altıntaş da bir konuşma yaptı. Altıntaş yaptığı konuşmasında arıcılara gereken desteği verdiklerini aktararak, Orman Bölge Şefliğiyle ortaklaşa bal ormanı çalışması yaptıklarını belirtti.
Altıntaş, “Bizler zaten arıcılara gereken desteği fazlasıyla vermek için çalışıyoruz. Bu bağlamda önce bal ormanı oluşturmak için 12 çeşit bitki türleriyle bal ormanı oluşturduk. Bunun dışında Bozdağ eteklerinde, organik bal ormanı için vadi temin ediyoruz. Eğer gereken kaliteyi tuttursak, arıcılara güzel kazançlar sağlayacaktır” ifadelerinde bulundu.
Ardından arıcılıkla ilgili bilgi vermek için Ege Orman Vakfı yöneticilerinden Üzeyir Karaca kürsüye çağırıldı.
AZ MASRAFLA YÜKSEK KAZANÇ
Karaca yaptığı konuşmasında şunları anlattı:
“Arıcılık, Anadolu insanının bir geleneği olarak ülkemizde çok eski dönemlerden beri yapıla gelmektedir. Çok eski bir geçmişe sahip olmasına karşın arıcılığın gelişmesi bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak son yüzyıllarda olmuştur. Bugünkü teknik anlamıyla, başlı başına tarımsal bir uğraş ve üretim dalı olan arıcılık belli amaçlar doğrultusunda ‘bal arılarını kullanabilme ve yönetebilme sanatı’ olarak tanımlanabilir. Diğer üretim dallarında da olduğu gibi arıcılıkta amaç en az masrafla en yüksek gelirin sağlanmasıdır.
Teknik arıcılık ve başarı birbirine bağlı iki temel unsurdur. Bu iki temel unsurun düzeyi arıcılıktan sağlanacak gelirin düzeyini belirler. Bilgi ve tecrübeye dayanmayan ve teknik uygulamaların yapılmadığı bir arıcılıkta başarı ve gelirden bahsetmek imkansızdır. Profesyonelce yapılmayan, sıradan ve eski usul bir arıcılık herkes tarafından yapılabilirken, teknik ve başarılı bir arıcılık ancak bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi kişilerce yapılabilir.
Bal arıları; bal, balmumu, arı sütü, arı zehri, polen ve propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünleri üretmesi ve toplaması yanında doğal ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı tozlaşma hizmetleri ile de doğal denge ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptirler. Bu sebeple, bal arıları hem yukarıda sıralanan değerli ürünleri hem de bitkisel üretimde ürün miktarının ve kalitesinin artırılması amacıyla tüm Dünya üzerinde kullanılmakta ve bal arılarından önemli yararlar elde edilmektedir. Bu bağlamda arıcılığa gereken önemi gösterdiğiniz takdirde, kazançlar elde edebilirsiniz. Katılımlarınızdan dolayı tüm arıcılar birliği üyelerine teşekkür ediyorum.”






