Açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin simgesi olduğu vurgulandı.
Açıklamada, 8 Mart’ın 1910 yılında gerçekleştirilen 2. Enternasyonal Kadın Konferansı’nda kabul edilmesinin ardından dünya genelinde “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmaya başlandığı hatırlatılarak, aradan geçen yıllar içinde bu günün kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı verdikleri mücadelenin sembolü haline geldiği ifade edildi.
Eğitim-İş Ödemiş Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada, kapitalist sistemin yarattığı güvencesiz çalışma koşulları, eşitsiz ücret politikaları ve kadına yönelik şiddetin kadınların yaşamını olumsuz etkilediği belirtilerek, kadınların hem iş hayatında hem de toplumsal yaşamda çok yönlü bir sömürüye maruz kaldığı dile getirildi.
Basın açıklamasında ayrıca, kısa süre önce görev yaptığı okulda hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’in ölümü de hatırlatılarak, eğitim emekçilerinin can güvenliği konusuna dikkat çekildi. Söz konusu olayın yalnızca bireysel bir suç olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilen açıklamada, eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artışına da değinilen açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda eşit haklara sahip olması için gerekli adımların atılması çağrısında bulunuldu.






