16 Haziran Cumartesiyi pazara bağlayan gece yani yarın akşam Peygamber Efendimizin (S.A.S.) göklere yükselerek Miraca çıktığı mübarek Miraç Kandili’dir. İslam âlemi olarak böyle mübarek bir geceyi idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.
Miraç; insanlığın kurtuluşu için gönderilen Sevgili Peygamberimizin yaptığı, mukaddes ve manevi bir yolculuktur.
Birçok ilahi sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu gece, İsra Suresi’nin ilk ayetinde şöyle ifade edilmektedir:
“Kendisine ayetlerinden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i bir gece Mescidi Haram’dan çevresini bereketlendirdiği Mescidi Aksa’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
Miraç mucizesi, biz Müslümanlar için ilahî rahmet ve lütuflarla doludur. Miraç olayının en önemli sonuçlarından biri, İslâm'ın beş temel esasından biri olan beş vakit namazın farz kılınmasıdır. Namaz, dinin direği , imanın alameti , amellerin en faziletlisi ve Allah’a en sevimli olanıdır. Namaz, kalbin nuru, gönüllerin safası, takva ehlinin göz aydınlığı, mü’minlerin miracıdır. Bu sebeple, her mü'min namaza başladığında, namazın kendisinin miracı olduğunu dolayısıyla Yüce Allah'ın huzurunda bulunduğunu bilmeli, namazın dışında da miraç şerefine ermenin şuurunda olarak hareket etmelidir.
Miraç, Peygamberimizin şahsında insanlığın önüne açılan sınırsız bir yükseliş ufkudur. Çünkü miracın özünde her türlü kötülükten arınma, insanlığın yararına değerler üretme, fedakârlık, paylaşma, sorumluluk, zamanın önemini kavrama ve ilahi emirlere teslimiyet göstererek yüce mertebelere erişmek vardır.
Miraç Gecesi, duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahi rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için bir nimettir, vesiledir. Bunun için manevi duygularımızı canlandıran, iç dünyamızı değerlendirme imkânı sağlayan, sorumluluğumuzu hatırlatan bu geceyi iyi değerlendirelim. Duyguların ve hislerin coştuğu, dua ve niyazların semaya yükseldiği, inananların huzur bulduğu bu gecede; gönüllerimizde ümit ve ilahi aşk kandillerini yakalım, miracın engin mesajını ruhlarımızda hissedelim. Yüce Dinimiz İslam’ın “yaratılanı yaratandan ötürü sevme” prensibini hatırlayarak gönül kapılarımızı herkese açalım. Miracın, ilahî yükselişin, gönül ve ruh temizliğinden geçtiğini unutmayalım.
Bu duygu ve düşüncelerle, bütün Ödemişlilerin, YEREL GÜÇ gazetesi okuyucularının ve din kardeşlerimin Mübarek Miraç Kandilini tebrik eder, bu kandilin İslam âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını, savaş ve şiddetin yerini huzur ve barışın almasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Hayırlı ve bereketli kandiller.