Sanırım bu yüce Türk milleti 15 Temmuz 2016 tarihini asla unutmayacaktır. Din adına yapılan terörist hareket ve girişimler bu milletin zihninden bundan böyle asla silinmeyecektir. Bunun sebeplerinden birisi de FİTNE’ dir. Yüce dinimiz, İslam’ın hedefi, iyiyi, güzeli insanlığa öğretip herkese huzur ve güven içerisinde yaşanılır bir hayat sunmaktır. Bu nedenle, ne kadar zararlı ve kötü davranış varsa şiddetle yasaklamıştır. Dinimizin bu yasaklarından biriside, cemiyetleri içten içe kemiren, onların huzur ve mutluluğunu temelden sarsan fitnedir. Bu din adına yapılırsa daha da günahtır.

Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim de, küfür, azap, işkence, fenalık yapmak, şirk ve tefrika gibi değişik manalara gelen fitne kelimesi, genelde, insanlar arasında kargaşa çıkarmak ve toplumda anarşik olayların oluşmasına sebep olan tüm kötü hareketler anlamında kullanılır.

Dinimiz, fitneyi  adam öldürmekten daha büyük  bir günah olarak değerlendirmiştir. Çünkü ortaya çıktığı yerde çoğu zaman o toplumun, parçalanıp yok olmasına neden olur. Bu nedenle de İslam dini toplum hayatında parçalanıp yok olmaya sebep olan fitneyi ve buna yardımcı olan, suizan, dedikodu, gıybet, yalan, koğuculuk ve ikiyüzlülük gibi tüm kötü davranışları da yasaklamıştır.   

Bir şeyin kötülüğünü onaylamak için, o kötülüğün fert ve topluma verdiği zararları çok iyi bilmek gerekir. İşte fitnenin de hem fert, hem de toplum hayatı açısından bir çok  zararları vardır. Bu zararlar, fitnenin çeşitliliğine göre bazen büyük bazen de küçük olabilir. 

Dinimizin yasakladığı fitnenin sonucunda, ya toplumların yok olması, yahut gücünün zayıflaması, yada o toplumlarda insan kanının dökülmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Bir cemiyette ortaya çıkan fitne, insanı insana düşman eder, kişiyi, anasından, babasından, evladından, kardeşinden eş ve dostundan ayırır. insan hayatının alt üst olmasına sebep olur.

 İnsanlar arasındaki sevgi ve saygının yok olmasına, anarşik olaylar sonucu kan dökülmesine, toplum içerisinde önüne geçilemez olayların meydana gelmesine, ülkeler açısından siyasi ve ekonomik zararların ortaya çıkmasına neden olur. Dolayısıyla fitnenin olduğu toplumlarda hak ve hukukun yerini zulüm ve adaletsizlik alır. Bu nedenle Allah’a ve ahret gününe inanan her Müslüman  fitneye sebep olan bütün davranışlardan uzak durmalıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) ”Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah (cc) lanet etsin.”  buyururken ”Yakın bir gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında ona karışmayıp oturan kişi, karışmak üzere ayakta duran kişiden daha hayırlıdır. Herkim o fitne zamanında sığınacak bir yer bulursa hemen sığınsın (fesatçılara karışmasın) buyurarak bizleri uyarmıştır.

Dinimizin şiddetle yasakladığı fitne ve fesatçıların hile ve tuzaklarına karşı uyanık olalım. Onların hak hakikat çizgisinden uzaklaşarak, şeytanın ve nefislerinin maskarası olduklarını unutmayalım. Kendimizi, çoluk çocuğumuzu ve çevremizdeki insanları fitne belasından uzak tutalım. İnanan insanlar olarak, Rabbimizin tüm emirlerine itaat ederek, yukarıda belirttiğimiz, fitneye yardımcı olan, kötü söz ve davranışlardan kaçınalım. Müslümanlar olarak tarih boyunca başımıza ne geldiyse, fitne ve fesatçılar sebebiyle geldiğini, geçmişteki İslam toplum ve devletlerinin, bir-bir yıkılmasının nedenlerinden birinin de  fitneler olduğunu asla hatırdan hiç çıkarmayalım.

            Bu haftaki yazımı bir ayet mealiyle bitirmek istiyorum: ”(Ey Müminler!) Öyle bir fitneden sakınınız ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ederek hepsini perişan eder) biliniz ki Allah’ın azabı şiddetlidir.”