ÖDEMİŞ

ÖDEMİŞ’TE EĞİTİM SENDİKALARINDAN ORTAK TEPKİ “Okullarda şiddete karşı acil önlem alınmalı”

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Ödemiş temsilcilikleri, dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde ve bugün Kahramanmaraş’ın 12 Şubat ilçesinde bulunan okullarda yaşanan silahlı saldırıların ardından, Ödemiş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü binası önünde basın açıklaması yaptı.

YERELGÜÇ / BUSE BAĞCI

Açıklamada, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekilerek, öğrenciler ile eğitim emekçilerinin güvenliğinin sağlanması için acil ve kalıcı önlemler alınması gerektiği vurgulandı.

EĞİTİM-SEN: “OKULLAR GÜVENLİ KAMUSAL ALANLAR OLMALI”

Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 17 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Ve maalesef daha dün yaşadığımız acı olayın şokunu üzerimizden atamadan bugün Kahramanmaraş’ta yine acı bir olayın daha haberini aldık. Yanında getirdiği 5 adet silahla okuluna saldırı gerçekleştiren 8. sınıf öğrencisi, 1 öğretmen ve 3 öğrenciyi maalesef vurarak öldürmüştür.

Tek başına bir ‘şiddet vakası’ olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.

Okullar, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.

Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır.

Eğitim Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.

Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Eğitim Sen olarak,
Okullarımıza yeterli kadrolu güvenlik, temizlik personeli atamasının derhal yapılmasını istiyoruz.
Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz.
Öğrencilerin sağlıklı gıda, 1 öğün yemek, temiz içme suyu, güvenli fiziksel ortam ihtiyacını karşılamak yerine eğitim ortamını kutuplaştırmayı iş edinen Yusuf Tekin’i istifaya davet ediyoruz.
Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”

EĞİTİM-İŞ: “EĞİTİMDE ŞİDDETE KARŞI ACİL ÖNLEM ŞART”

Eğitim-İş Ödemiş Temsilciliği tarafından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor!

Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, bugün Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılar; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırılar, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.

Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.
Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.
Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.
Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.
Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!

Buradan soruyoruz:
En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?
Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?

Bu bir çöküştür!
Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!
Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir!

Dün ve bugün yaşanan olaylarda can kayıpları var, yaralılar var.
Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz!
Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik:
‘Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!’

Peki ne yaptınız?
Hiçbir şey!

Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,
Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi,
Ne de eğitim emekçileri korunabildi!

Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.
Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.

Bu tabloyu yaratanlar bellidir!
Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.
Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.
Sorumluluk almayanlardır!

Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:
Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!
Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!

Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir!

İşte bu yüzden buradayız!
İşte bu yüzden ARTIK YETER diyoruz!

Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!’ imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz.
Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!

Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.
Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.

Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:
* Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
* Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
* Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
* Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
* Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
* Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
* CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
* Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
* Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
* Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir.

Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.
Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.

Bir kez daha söylüyoruz:
Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.
Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.

Gelin, ARTIK YETER diyelim!
Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!
Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım!
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!

Eğitim-İş olarak buradayız!
Susmayacağız!
Alışmayacağız!
Normalleştirmeyeceğiz!
Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!”

{ "vars": { "account": "G-Z2YJHG8WBW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }