İzmir 4 milyon 504 bin 185 kişiyle üçüncü sırada kalırken kentte kadın nüfusu erkekleri geçti; yaşlanma ve kentleşme baskısı İzmir’in hizmet yükünü büyüttü.
İstatistikler bazen bir kentin nabzını tek satırla tutar. TÜİK’in açıkladığı 2025 ADNKS verilerinde İzmir için o satır net: 4 milyon 504 bin 185. Ama bu rakam, artık yalnızca bir “nüfus” göstergesi değil; altyapıdan su yönetimine, toplu ulaşımdan konuta, sağlık hizmetlerinden sosyal desteğe kadar uzanan geniş bir zincirin başındaki sayı.
İzmir, Türkiye’nin en kalabalık illeri sıralamasında İstanbul ve Ankara’nın ardından üçüncü sırada. İlk beş tabloyu ise şöyle tamamlıyor: İstanbul 15 milyon 754 bin 53, Ankara 5 milyon 910 bin 320, İzmir 4 milyon 504 bin 185, Bursa 3 milyon 263 bin 11, Antalya 2 milyon 777 bin 677. Bu tablo, “nüfusun ağırlık merkezinin” büyükşehirlerde kaldığını; hizmet, bütçe ve planlamada yükün de aynı oranda büyüdüğünü gösteriyor.
İzmir’in dikkat çeken kırılımı: Kadın nüfusu önde
İzmir’de 2 milyon 276 bin 447 kadın, 2 milyon 227 bin 738 erkek yaşıyor. Kadın nüfusun erkeklerden yüksek olması, basit bir istatistik gibi görünse de kentin sosyal dokusuna dair ipucu veriyor.
Sağlık ve bakım hizmetleri: Türkiye genelinde yaşlanma eğilimi sürerken, İzmir gibi metropol kentlerde kadınların daha uzun yaşam süresi nedeniyle yaşlı kadın nüfusu da görece daha görünür hale geliyor. Bu durum evde bakım, gündüz bakım, erişilebilir ulaşım ve sosyal destek ağlarını büyütüyor.
İstihdam ve sosyal politika: Kadınların eğitim, iş gücü ve bakım yükü üzerinden şekillenen gündemler, İzmir’de yerel yönetim ve merkezi idare için daha hassas politika gerektiriyor.
Bu nedenle İzmir’de nüfusu okumak, yalnızca “kaç kişi” sorusuna yanıt değil; “hangi hizmet nerede büyüyecek” sorusuna da yanıt.
Kentleşme baskısı İzmir’in omzunda
TÜİK verileri Türkiye’de nüfusun yüzde 93,6’sının il ve ilçe merkezlerinde yaşadığını gösteriyor. Başka bir deyişle, Türkiye artık kent merkezlerinde yaşayan bir ülke.
İzmir için bu oran, pratikte şu sonuçları doğuruyor:
Toplu taşıma yükü artıyor (özellikle merkez akslarda ve ana hatlarda),
Konut talebi ve buna bağlı kira baskısı büyüyor,
Yağmur suyu altyapısı gibi “görünmeyen” yatırımların maliyeti katlanıyor,
Atık yönetimi, su ve kanalizasyon gibi temel hizmetlerin sürdürülebilirliği daha kritik hale geliyor.
Bugün İzmir’de yaşanan her altyapı tartışmasının arkasında, aslında bu “kentsel yoğunlaşma” gerçeği yatıyor.
Yaşlanma Türkiye’nin gerçeği, İzmir’in gündemi
TÜİK verilerine göre Türkiye’de ortanca yaş 34,9’a yükseldi. Çocuk nüfus azalırken yaşlı nüfus artıyor. 2007-2025 karşılaştırması da bunu teyit ediyor: 0-14 yaş oranı düşüyor, 65+ oranı yükseliyor.
İzmir açısından bunun anlamı daha somut:
Sağlık altyapısında (poliklinik yoğunluğu, kronik hastalık takibi, evde sağlık) artan talep,
Sosyal destek ihtiyacında büyüme,
Erişilebilir şehir standartlarının zorunluluğu (kaldırım, ulaşım, kamu binaları, afet toplanma alanları).
Kısacası İzmir’de nüfus artışı kadar, nüfusun yaş yapısı da kent yönetiminin ana başlığına dönüşüyor.
Nüfusu azalan iller, büyüyen metropoller: Göç dengesi yeniden okunuyor
2025’te 33 ilin nüfusu azaldı. Bu veri, Türkiye’de nüfusun belirli merkezlerde toplandığını; bazı illerin ise insan kaybetmeye devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu durum İzmir’i iki yönden etkiliyor:
Göç alan bir kent olarak İzmir’in barınma, iş gücü, eğitim ve sağlık talepleri artıyor.
Göç veren illerde ekonomik daralma ve genç nüfus kaybı derinleşirken, metropoller “büyüyen hizmet maliyeti” ile baş başa kalıyor.
Büyükşehirlerin büyümesi, yalnızca bir avantaj değil; aynı zamanda bütçeyi zorlayan bir gerçeklik.
İstanbul, Ankara, İzmir: Üç büyükte üç farklı tablo
İlk üç il aynı listede görünse de dinamikleri farklı:
İstanbul: En yoğun kent, hizmet maliyeti ve konut krizi en sert.
Ankara: Kamu ve eğitim odaklı büyüme, genişleme alanı daha farklı bir ritimde.
İzmir: Ege’nin çekim merkezi; turizm, tarım, sanayi ve hizmet ekonomisinin bileşimiyle “melez” bir büyüme yaşıyor. Bu da hem yazlık-kışlık nüfus hareketini hem de çevre ilçelerin hızlı dönüşümünü gündeme getiriyor.
İzmir’in farkı, yalnızca nüfus büyüklüğü değil; mevsimsel hareketlilik ve kıyı akslarının çekim gücü ile hizmet planlamasının daha zor bir zeminde ilerlemesi.
Yabancı nüfus ve kayıtlı ikamet
Türkiye genelinde yabancı nüfus 1 milyon 519 bin 515 olarak açıklandı. Bu kalem, büyük kentlerde özellikle konut piyasası, emek piyasası ve sosyal uyum başlıklarında görünür etki yaratıyor.
İzmir’de bu etkinin en hızlı hissedildiği alanlar genellikle:
Kira piyasası ve barınma
Mevsimlik iş gücü
Eğitim ve sağlık hizmetlerinde artan talep
Rakamlar “yabancı nüfus”u ülke toplamında veriyor; ancak İzmir gibi göç ve hareketliliğin yüksek olduğu kentlerde mesele çoğu zaman sayının ötesinde: kayıtlı-kayıtsız ikamet ayrımı, hizmet planlamasında gerçek yükü belirliyor.






