“Değerli Milletvekilleri,
Geçtiğimiz bayram tatili boyunca 25-30 yaşlarında, genç bir agnostik yazarın, peygamber efendimiz ile ilgili sözleri tartışıldı… Sosyal medyada büyük tepkilere sebep oldu. Sonunda Adalet Bakanı bile devreye girdi, iş yakalama kararı çıkartılmasına kadar götürüldü. Olacak iş değildi… 
Ben o tartışmayı yeniden açacak değilim. 
Meseleye başka bir açıdan bakıyorum. 

Ve çok samimi olarak öncellikle muhafazakâr siyaset çizgisinden gelen arkadaşlara, hatta sadece muhafazakâr siyaset de değil, merkez sağ siyasetten gelen biri olarak kendimi de işin içine katarak, sağ siyasetin bütün damarlarından gelen herkese, hatta ayrımsız bütün siyasete samimi olarak bir çağrıda bulunmak istiyorum.

“ÇOCUKLARIMIZ DİNDEN SOĞUTANLAR ATEİSTLER DEĞİL, TAM TERSİNE DİN ADINA KONUŞANLAR”

Şayet biz çocuklarımızın, gençlerimizin dinle ilişkilerini önemsiyorsak, onların dinden uzaklaşmasını dert ediyorsak, o zaman agnostiklerin, yahut deistlerin, yahut ateistlerin, yani kendi pozisyonunu ilan etmiş kişilerin dinimizle ilgili sözlerinden endişe etmeyelim. Asıl zarar onlardan gelmiyor. Asıl zarar din adına konuşanlardan geliyor. Asıl zarar din adına iş görenlerden geliyor.

Öyle bir güruh var ki Türkiye’de onlar konuştukça gençlerimiz dinden soğuyor. Tasavvuftaki anlamından çok uzakta, dinimizin temel ilkeleri ile taban tabana zıt tarikat yapıları ortalıkta cirit atıyor… 
“Ancak sana kulluk ederiz ve ancak senden yardım isteriz” diye temel bir düsturu olan ve bu düsturu beş vakit namazda günde toplam kırk kere tekrar edilmesini isteyen bir dinde müritlerinden koşulsuz itaat bekleyen sözümona tarikat şeyhlerinin yeri olabilir mi?

Ama varlar. Hem de çoklar. Hem de çoğalıyorlar. Hem de çok konuşuyorlar.
Onlar konuştukça gençlerimiz dinden soğuyorlar. Onlar konuştukça çocuklarımız dinden uzaklaşıyorlar. Deist oluyorlar, ateist oluyorlar.

Bakın değerli milletvekilleri, dikkatinizi çekti mi; 
Türkiye’de ateizm derneği var ama son yıllarda bu ateizm derneğinin herhangi bir faaliyetini gördünüz mü? İşittiniz mi?
Ben işitmedim.
Çünkü onlara ihtiyaç yok ki… Türkiye’de ateizm derneğinin faaliyet göstermesine ihtiyaç yok ki… Neden olsun? 

İzmir’de “90 dakika” dönemi başlıyor İzmir’de “90 dakika” dönemi başlıyor

“Annenizin diz kapağına fazla bakmayın, hallenirsiniz” diye vaaz veren şeyhler varken, Türkiye’de ateizm derneğine ne ihtiyaç var?
Sadece onlar değil ki… Resmi din görevlileri var…
Cami kürsüsünden, sürekli sıcak siyasetin içine girip siyasetçilere ayar veren, bu yüzden de toplumun en az yarısının nefretini kazanan, sosyal medya fenomeni olma heveslisi din görevlileri varken, Türkiye’de ateizm derneğine ne ihtiyaç var?

Daha ötesi var; üzülerek söylüyorum;
Şatafat ve israf düşkünlüğü ile başında bulunduğu Diyanet’i, dolayısıyla dinimizi, sürekli tartışma konusu haline getiren Ali Erbaş varken Türkiye’de ateizm derneğine me ihtiyaç var!
Başka biri daha var ve onu çok daha tehlikeli buluyorum:
Müfredatın olur olmaz her yerine dini bilgiler yerleştirerek dindar nesiller yetiştireceğini zanneden, ama iddia ile söylüyorum, işin sonunda maalesef hem bilgisiz hem de dinsiz nesillerin yetişmesine sebep olacak olan Yusuf Tekin varken, Türkiye’de ateizm derneğine ne ihtiyaç var?
Çocuklarımızı bunlar dinden soğutuyor… Bunlar dinden uzaklaştırıyor... Bunlara karşı çıkmalıyız. 
Herkesten önce muhafazakâr siyaset karşı çıkmalıdır.”
 

Editör: Tutku İç