YEREL GÜÇ / SILA AVŞAROĞLU

Ödemiş Belediyesi ve Ödemiş Kent Konseyi işbirliği ile 21 Aralık Perşembe günü Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi’nde organize edilen “Birgi gönüllüsü, arkeolog, ressam, şair, yazar Emin Başaranbilek'i aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümü” anma programı gerçekleşti. 

Anma programına Emin Başaranbilek’in eşi Gülsün Başaranbilek, Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, Ödemiş Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi Başkanı Nezihe Uzunkol, CHP Ödemiş İlçe Başkanı Bülent Eker, Ödemiş Belediyesi Birim Müdürleri, Ödemiş Müzesi Müdürü Feride Kat, ÇEKÜL gönüllüsü Nuri Nurkan Güntel, Ressam Mustafa Ali Kasap ve sevenleri katılım sağladı.

“EVİN TÜM ODALARI ÖKSÜZ KALDI”

Başaranbilek’in eşi Emekli felsefe öğretmeni Gülsün Başaranbilek, “18 Ekim 2020’de vefat eden değerli gazeteci Bekir Coşkun’un ‘Bir Kadın Giderse’ yazısı beni çok etkilemişti. Ancak bir adam giderse Emin giderse diye düşündüm. Sonra bana göre Emin gidince evinin bahçesi, evin tüm odaları öksüz kaldı. Bir eş, bir baba, bir dost, bir arkadaş gitti. İyi bir arkeolog, nitelikli bir müzeci gitti. Ressamdı, bir ressam ki bizim evin Leonardo’su. Yazardı, bir yazar ki bizim evin Marquez’i. Bir arkeolog, bir şair, bir yazar. Bir ressam ki ödülleri evinin koridorlarını doldurur. Çok yetenekli elinden her iş gelen, çalışkan, dürüst, bilgili. Doğaya, ÇEKÜL’e, Birgi’ye gönüllü. Arkeolojiye gönül vermiş bir adam gitti. Çok kişi gitti. Herkesin emin abisi gitti. O gidince her şey boynunu büktü. Mavi gömlekleri, kaç kez tabanını değiştirdiği ayakkabıları belki 30 yıldır eskitemediği yeşil tabanı, elinden düşürmediği çantası, son bir ayda her zaman olduğu gibi sağlıksızlığına karşın çok sayıda okuduğu kitapları, marangozluk aletleri, boyaları, fırça ve tuval şövalyesi, ‘seneye ekerim’ dediği kabak ve domates tohumları, kendi yaptığı masası, bilgisayarı, kalemleri hepsi öksüz kaldı. Anacak Emin gidince yurtiçi yurtdışı çeşitli kurum ve kuruluşlarda ki koleksiyonerlerde ki resimleri, yıllarca emek verdiği müzelerde ki arkeolog olarak çalışmaları, kitapları, yazıları, Academia.edu’da ki makaleleri, başarıları kaldı. Emin gidince izi kaldı. Yüreğimizde sızı kaldı. Emin gidince onu kalbinde yaşatan eş, oğul, dost, arkadaş, akrabaları kaldı. Ödemiş’te eski istasyonda yaşarken adı verilen parkta Emin Başaranbilek adı kaldı. Bize bıraktığı sevgisi kaldı. Huzur içinde uyu Emin. Seni özlüyoruz, seviyoruz. 23 yıldır buraya yerleştik. Hep sevgi ve saygı gördük. Hepinize, başta şimdiye kadar Ödemiş’te görev yapan tüm Belediye Başkanları’na, Sayın Mahmut Badem, Sayın Bekir Keskin, Sayın Mehmet Eriş beylere değerli eşleri Selma Eriş hanıma, belediyenin her bölümünde emek veren sevgili çalışanlara, Kent Konseyi Kültür Sanat kurucusu Nezihe Uzunkol’a ailesine , katılımlarınızla onurlandırdığınız tüm katılımcılara oğlum ve ben teşekkür ediyoruz. Bizleri onurlandırdınız. Sizlerle yalnız değiliz” dedi.

“NEZAKETİ, KİBARLIĞI, NAİFLİĞİ, BİLGELİĞİ HİÇ BIRAKMADI”    

Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, “Birgi’nin bir dünya markası olmasında katkısı çoktur. O bir arkeolog, bir ressam, bir yazar, bir müzeciydi. Kısaca güzel bir insandı. Hayatımızda hepimizin zor anları oldu. Özellikle başkanlık döneminde kendisi danışabileceğim ve içimi ferahlatan biriydi. Bu koruma bilincinin gelişmesinde de asıl ağırlığı Metin Sözen gibi bir insanın onunda tanıyor olmasıydı. Hep onun sözüdür bu ‘Geçmişimizin de geleceğinde peşinde olmak’. Birgi’nin 32 köy arasında seçilmesi haberi Emin’in ölümünden bir gün sonra geldi işte o an içimiz yandı. Birgi’nin dünya zenginliğine dönüşmesi ve UNESCO adına atılan adımda emeği çok vardır. Biz Emin abi ile tam üç buçuk ay Van’da yapacağımız bir sunum için çalıştık. Yaptığımız çalışmalar sonucunda sunum sonrasında ayakta alkışlandık. Benim en büyük şansım Emin Başaranbilek ile çalışmaktı. Nezaketi, kibarlığı, naifliği, bilgeliği hiç bırakmadı. Hastaneye ziyarete gittiğimde bile kalın kitaplarını yine okuyordu. Bir çok şey onunla gitti ama geride kalanlarda biz değerini bilirsek inanıyorum ki Emin abi her zaman yanımızda olacaktır. Bize çok büyük bir dünya köyü bıraktı. Çok sevgili bir eş bıraktı. Çok değerli bir evlat bıraktı. Çok değerli resimlerini bıraktı. Taş evini bıraktı, sokaklardaki ayak izini bıraktı. Unutulmayacaktır. Unutmayacağız. Rahmetle, sevgiyle anıyoruz.

“İNSANLARA YILLAR BOYU IŞIK TUTACAK ESERLER BIRAKTI”

Ödemiş Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi Başkanı Nezihe Uzunkol, “Minnetle selamlamak istiyorum Emin abimizi, çok emeği vardır bizde. Yaşadığı dünyaya dolayısıyla kendi yaşamına anlam kattı. Bıraktığı eserleriyle örnek kişiliğiyle, çalışkanlığı, bilgi ve becerileriyle, insani değerleriyle de iz bıraktı. Köklerinden aldığı bilgiyi özünde ki zenginlikleriyle çoğaltarak insanlara yıllar boyu ışık tutacak eserler bıraktı. 1945 Yılında Ödemiş’te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Ödemiş’te tamamladı. İÜEF’nde yükseköğrenime başladı ve Ankara Üniversitesi DTCF Arkeolojisi Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl Gülsüm Hanım ile evlendi. İlk olarak Konya Müzesi’nde görev aldı. 1975 yılında oğulları Mehmet dünyaya geldi. Sonraki yıllarda İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde arkeolog, müdür yardımcısı / müdür vekili olarak görev yaptı. Bu sırada müzeye ziyarete gelen çocukların eserlerle içli dışlı olması için ‘arkeoloji ile ilgili bir şey olsun ki çocuk neyi boyadığının farkına varsın’ diye 25 adet çizimden oluşan ve 5 dilde ne olduğu yazan bir boyama kitabı çıkardı. Türkiye’de bir ilkti bu. Resim yapmaya 80’li yıllarda başladı. Herhangi bir ekola dahil olmadan özgün tarzıyla resimlerini yaptı. Ancak resimler naif resim olarak kabul gördü. Yurtiçi ve Yurtdışı solo ve karma sergiler açtı. Katıldığı yarışmalardan bir çok ödül aldı. Slovenya’da Uluslararası Naif Sanatçılar Toplantısı’nda TABOR Büyük Altın Nişanı ile onurlandırıldı. 1996 ile 2016 yılları arasında ÇEKÜL yüksek danışma kurulu üyesi olarak Birgi ve Küçük Menderes Havzası koordinatörlüğünü yürüttü. Birgi’de Kentsel Sit Alanı kararı alınması yönünde müthiş direnç gösteren görüşmeler yaptı. Prof. Dr. Metin Sözen hocamız önderliğinde birlikte ilk olarak Mimar Sinan Üniversitesi işbirliği ile 8 yıl süren yaz okulu başlattı” dedi.

BOZDAĞ, GÖLCÜK VE SUBATAN’A İTFAİYE MÜFREZESİ ŞART! BOZDAĞ, GÖLCÜK VE SUBATAN’A İTFAİYE MÜFREZESİ ŞART!

“AYLAKLIK EDİYORUM” 

ÇEKÜL Başkanı Metin Sözen’in gönderdiği mesajı okumak üzere ÇEKÜL gönüllüsü Nuri Nurkan Güntel, “Vakfımızın Başkanı Türkiye’de ki duayeni profesör doktor Metin Sözer’in mesajını iletmek istiyorum. ‘Küçük Menderes Havzası koordinatörümüz Emin Başaranbilek’in aramızdan zamansız ayrılışı tüm ÇEKÜL vakfını derinden üzmüştür. Çünkü Birgi bizim ilk göz ağrımızdır. 1950’lere uzanan bir koruma sürecinden bahsediyoruz. Birgi’nin şansı ise 1990’larda Emin Başaranbilek’in bu zorlu görevi ÇEKÜL adına üslenmesidir. Birgi’nin korunan yaşanan bir kente dönüşmesi Başaranbilek’in varlığıyla mümkün olmuştur. Sadece Birgi ile kalmayıp doğal ve kültürel mirasın korunmasını fazla boyutunda ele alarak sivil toplumda ve yerel yönetimlerdeki tüm süreçleri yakından takip etmiş koruma çalışmalarının tetikleyicisi olmuştur. Birgi ÇEKÜL Evi’nin kurulmasına öncülük etmiş bölgedeki akademisyenlerinde desteğinde Küçük Menderes Araştırmaları Merkezi’ni kurmuştur. Onun Birgi’ye verdiği emekler ölçülemez. Sevgili Emin Başaranbilek’i özlemle anıyoruz. Bugün aranızda olamasam da Birgi için Emin Başaranbilek için bir araya gelen herkesi sevgiyle hasretle kucaklıyorum.’ Bende müsaadenizle birkaç kelime söylemek istiyorum. Genellikle Birgi’ye gittiğimizde sokaklarında Emin abiyi yürürken çok sık görmüşüzdür. Emin abi ne yapıyorsun dediğimde ‘Aylaklık ediyorum’ derdi. Ancak bu aylaklığı da belli durumlarla ilgili yapardı. Yani etrafta göreceği herhangi bir uygunsuz durum var mı onu takip eder bunun için gerekli önlemler alır. Gerekeni gerekli mercilere iletmek görevini üstlenirdi. Bu konu da Birgililer onunla ilgili gerçekten başlarda çok eleştirel yaklaştılar. Ancak sonrasında Dünya’da ki 32 turizm köyünden olunca gerçekten değerini anladılar. Biz baştan beri değerini biliyorduk. Onun en büyük eleştirilerini yapan Birgi halkının bile onun hakkında iyi şeyler söylediğini duymak bizleri çok memnun ediyor. Ruhu şad olsun” dedi.

“BİRİKİMLİ KENTLERİ BİRİKİMLİ İNSANLARI SEVİYORDU ÇÜNKÜ KENDİSİ DE ÖYLEYDİ”

Ödemiş Müzesi Müdürü Feride Kat, “Burada sizinle birlikte olmaktan çok mutluyum bahsedildiği gibi bir müzeci olarak bir arkeolog olarak onunla tanışmış olmaktan vakit geçirmiş ve bilgilerinden istifade etmiş olmaktan çok onur duydum. Her zaman için daha önceki süreçte Efes Müzesi’nde çalıştığımda orada ki müzeci arkadaşları kendisinden çok güzel şekilde bahsediyordu. Birgi’de yaşarken onun kitaplarını onun yazılarını okurken tabi onun ne demek istediğini anlıyorum. Ben buraya geldikten sonra daha iyi tanıma fırsatı buldum. Müzeciliği, arkeolog olması, şairliği, ressamlığı bunları zaten hepimiz biliyoruz. Biz geride kaldık. Gülsün Hanım’ın da dediği gibi giden bir kişi ama eş, kardeş, baba, akraba, dost yani bunların hepsini yitiriyorsunuz. Biz bir kişi gidiyor ölüyor diye düşünüyoruz ama aslında çok büyük şeyler yitiriyoruz. Ama burada bu toplantıda çok güzel şeyler gördüm hiç kötü bir şey yok. Birikimli kentleri birikimli insanları seviyordu çünkü kendisi de öyleydi. Bu birikimli kentlerde korumaya yönelik neler yapabilirim bunun için kafa yoruyor ve işte Metin Sözen hocayla birlikte Birgi ile ilgili çalışmalar UNESCO süreci inşallah onu da gerçekleştirir. Ben yürekten inanıyorum. Birgi’yi bir hazine sandığı olarak gören ve onun korunmasıyla ilgili her türlü çalışmayı yürüyerek dolaşarak gördüğü tüm olumsuzlukları gerekli yerlere bildiren bir kişi. Tanımaktan çok büyük onur duydum eşini, evladını. Burada olmak sizinle olmak. Dil tarih coğrafya mezunu olarak kendisiyle aynı okuldan mezun olmak, bir müzeci olmak, çocuklara o dönemde bir boyama kitabi yapmayı düşünecek kadar ileri bilgi birikimi ve deneyime sahip olan bir kişi çok gurur duyuyorum onu tanıdığım için onunla anılarımız olduğu için sevgiyle özlemle minnetle anıyorum ruhu şad olsun, onu unutmayacağız” dedi.

“OĞLUM KASAP KALBİNİN ATIŞINI ŞAYET PARMAKLARININ UCUNDA HİSSETMİYORSAN O FIRÇAYI ELİNE ALMA”

Ressam Mustafa Ali Kasap, “Bana derdi ki ‘Oğlum kasap senin soyadın ressamlığa yakışmıyor biraz estetik olsun onun için ben sana kasap demeyeceğim Kasapoğlu diyeceğim’ bana o kasap demezdi de Kasapoğlu derdi her gittiğim yerde hep onun tanıdığı insanlarla birlikte olmak sözgelimi Efes Arkeoloji Müzesi’nde Bergama Arkeoloji Müzesi’nde ve Antalya Arkeoloji Müzesi’nde de Birgi, Ödemiş ve Ödemiş Efelerine ilişkin sergiler açtığımda nereden geldiğimi ne yaptığımı oradaki müze yetkilileriyle konuştuğumda hepsi Emin abinin kulağını çınlatmışızdır. Bana derdi ki ‘Oğlum Kasap sen herkesi efe yaptın herkesin efe resmini yaptın bir benimkini yapmadın bu böyle olmayacak. Birgün bak sana evden tuval getirip geleceğim bu tuvali sana vereceğim bari onun üstüne yaparsın’ dedi. Sağlığında bu gerçekleşmedi ama boğazım düğümlenerek söylüyorum şimdi Gülsün Hanım bir gün atölyeme geldi kucağında 10 15 tane Emin abinin boş tuvali onları bana verince sanki o gün neden resmini yapmadığımın üzüntüsünü kalbimde hissettim.  Ama ben diyorum ki gene bazı insanlar yaşarken ölü gibidir ama bazıları öldükten sonra hala yaşarlar bugün emin abimizi hepimizin elinden tutuyor onun sevdiği fotoğrafçı dostlar yazar dostlar ressam dostlar insan gibi insanlar yine bizi yaşamından sonra burada buluşturdu o açıdan büyük kıvanç duyuyorum. Emin abi benim için bizim için hepimiz için çok değerli çok anlamlı bir insandı. Onun arkasından bugün konuşuyor olmak beni gerçekten heyecanlandırıyor. ‘Oğlum kasap kalbinin atışını şayet parmaklarının ucunda hissetmiyorsan o fırçayı eline alma’ dedi yani resmin duyguyla yapılacağını anlattı. O hem bir ressamdı, bence büyük bir ressamdı bir arkeologdu ama her şeyden önce sevgili Başkanımın da dediği gibi o bir insandı. Ben onun ruhu önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

Editör: Tutku İç