HABER/ BURCU TUNÇ 

ÖDEMİŞ BELEDİYESİ KURBAN DERİLERİNİ TOPLAYACAK ÖDEMİŞ BELEDİYESİ KURBAN DERİLERİNİ TOPLAYACAK

Etkinliğe Ödemiş Kaymakamı Fatih Aksoy, Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı ve Birgi Eski Belediye Başkanı Cumhur Şener, Kıdemli Yüzbaşı Cihan Gültekin, Ödemiş geçmiş belediye başkanlarından Mehmet Eriş, Ödemiş Müze Müdürü Feride Kat, Birgi Muhtarı Mutlu Sulukan, ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Birgi Çekül Evi Koordinatörü Melike Dilber, Birgi Çekül Gönüllüsü Nurkan Güntel, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen barkavizyondan yayımlanan mesajı ile katılım sağlarken Birgililer ve ÇEKÜL gönüllüleri de alanda yerini aldı.

EMİN BAŞARANBİLEK'İ SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUM

Etkinliğin ilk konuşmasını Birgi Çekül Gönüllüsü Nurkan Güntel yaptı. Güntel konuşmasında, "Bu etkinlikte Birgi gönüllüleri adına bir konuşma yapmam istendiğinde zihnimde geçmişe bir yolculuk yaptım. Dünden bugüne yaşadıklarımızı ve kaybettiklerimizi hatırladım. Biz Birgi gönüllülerinin bir araya gelmesini sağlayan ve ne yazıkki geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan Çekül Ege Bölge Koordinatörümüz Emin Başaranbilek'i saygı ve rahmetle anıyorum. Birgi’nin bugün dünyanın en iyi 32 turizm köyünden biri olduğunu görmesini çok isterdim. Çünkü bunda aslan payı ona aittir ve yine ne yazıkki bu onu kaybettiğimiz gün açıklandı. Emin abiyle birlikte kaybettiğimiz gönüllülerimizden Emin Umur, Behiç Galip Yavuz, Ayla Yılmaz ve Necla Saygı'yı da rahmetle anmak istiyorum. Birgi’nin bugüne gelmesinde katkıları çok büyüktür. Bu binamız tam bir imece usulü ile gönüllerimizin çabasıyla tamamlanmıştır. Amaç Birgi’nin korunması ve dünyaya duyurulmasıydı. Bunu başarmamız kolay olmadı .Çok sıkıntı çektik. Tehtit edildik. Fiziksel saldırıya uğradık ama asla pişman olmadık. Eminim Birgi’nin bugüne geldiği durumdan Birgililer de memnundur. Önemli olan yaşarken korumak ve koruyarak yaşatmaktır. Değerli olan yaşamın olduğu yeri korumak ve yaşatmaktır. Nice 20'li  yıllar diliyorum” dedi.

BİRGİ ÇEKÜL EVİ SADECE BİR BİNA DEĞİL, YÖRE HALKININ KÜLTÜREL VE DOĞAL MİRASINA SAHİP ÇIKMA, GELECEK KUŞAKLARA AKTARMA KARARLILIĞININ DA SİMGESİDİR

Daha sonra söz alan ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen ise, “Bugün burada, Birgi’de, heyecan verici bir dönüşümü sizlerle paylaşmak için bir araya geldik. Tam 21 yıl önce, ÇEKÜL Vakfı kurucuları bir hayalle yola çıktı. Bu hayalin adı Birgi ÇEKÜL Eviydi. Doğal ve kültürel mirasımızı korumak, bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak için ekilen tohumlar filizlendi, herkesi kucaklayan sağlam bir ağaca dönüştü. Bu vesileyle bugün, yaşayan, korunan bir Birgi görmemizi 2022 yılında aramızdan ayrılan ÇEKÜL Temsilcimiz, çok değerli Emin Başaranbilek’in ve gönüllülerimizin özverili çabalarının sonucunda olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Hepsi bizim için çok kıymetli; her birine tek tek, sonsuz teşekkür ederim. Ve tabii ki özellikle bu hayali kuran ve gerçekleştirmek için büyük emek veren, hepimizin hocası Prof. Dr. Metin Sözen'e minnettarım. Birgi'nin mirası sadece Birgi'ye ait değil. Birgi tüm Türkiye'nin, hatta dünyanın mirasıdır. Birgi'nin doğal ve kültürel değerlerini koruyarak, gelecek kuşaklar için yaşanabilir bir kent olma özelliğini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Dünyanın farklı yerlerinden gelen kültür kuruluşlarıyla işbirliği yapmak, Birgi'yi uluslararası bir kültür merkezi hâline getirmek istiyoruz. Bunu yaparken mutlaka ve mutlaka sürdürülebilir politikalar geliştirmeyi hedefliyoruz. Birgi ÇEKÜL Evi, sadece bir bina değildir. Bu öykü aynı zamanda yöre halkının kültürel ve doğal mirasına sahip çıkma, gelecek kuşaklara aktarma kararlılığının da simgesidir. Bu bina bir umut, bir ilham kaynağı oldu hepimize. Bu binada, çocuklara ve yetişkinlere eğitimler veriyoruz, Birgi’nin doğal ve kültürel miraslarını keşfetmeleri için bir kapı aralıyoruz. 21 yıl boyunca Birgi ÇEKÜL Evinde birçok güzel çalışmaya imza attık. Kentsel koruma çalışmaları yürüttük, eğitim programları ve atölyeler düzenledik, yayınlar hazırladık, 1 milyonun üzerinde fidan diktik; ancak yapılacak işlerimiz henüz bitmedi. Biliyoruz ki doğal ve kültürel mirasın korunması konusunda yapılması gereken çok şey var. Bu konuda farkındalığı artırmak ve daha fazla insanı bilinçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Çevremizi korumak ve kültürel değerlerimize sahip çıkmak sadece bizim için değil, gelecek kuşaklar için de büyük bir sorumluluktur. Birgi’de başlattığımız bu hareketin ülkemizin dört bir yanına yayılmasını; her köyde, her şehirde benzer projelerin hayata geçirilmesini temenni ediyorum. Bu uğurda yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, gönüllülerimizin tümüyle el ele vererek, doğal ve kültürel mirasımızı korumaya devam edeceğiz. Unutmayalım ki geleceğimizi, ancak geçmişimizi koruyarak yaratabiliriz. Birgi’de attığımız bu adımlar, ülkemizin her köşesinde yankı bulsun, yeşersin ve büyüsün. Bugün burada bizimle olarak bu temennilere güç kattığınız için bir kez daha teşekkür ederim. Hocamız Prof. Dr. Metin Sözen, ÇEKÜL Vakfının kuruluş amacını şöyle açıklıyor: 
“Kamuoyu duyarlılığını güçlendirerek, kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel değerlere sahip çıkılmasını sağlamak. Bu varlıkları özgün niteliğine dokunmadan, benzersiz kimliğini bozmadan ortaya çıkarmak, korumak, iyileştirmek, çağdaş bir anlayışla işlevlendirmek ve yaşatmak… Bir miras, bir belge olarak geleceğe aktarmak. Hocamızın bu cümleleri, Türkiye’de çevre ve kültür konusunda bir manifestodur kuşkusuz. ÇEKÜL Vakfı olarak bu cümlelerin ışığında yürümeye devam edeceğiz. Peki, ne yapacağız, nasıl yapacağız ve en önemlisi kimlerle yapacağız? Cep telefonu Türkiye’de ilk ne zaman kullanılmaya başlandı ?Hatırlayanınız var mı? 23 Şubat 1994’te. Peki, artık hayatımızın bir parçası olan google ne zaman kuruldu? 1998 yılında google ile tanıştık hepimiz. Bugün elimizden bırakamadığımız twitter, 2006 yılından bu yana hayatımızda. Bunlarla şunu anlatmak istiyorum; ÇEKÜL 1990 yılında kuruldu. Ve ÇEKÜL kurulduğunda bu saydıklarımın hiçbirisi yoktu. Aradan 34 yıl geçti, 35. yılımıza girmek üzereyiz.  Hayat hızla dijitalleşti. Sosyoloji değişti. İletişim dili ve şekli değişti. Akıllı telefonlarla doğan Z kuşağı çoktan 30 yaşına ulaştı. Ve şimdi yepyeni bir kuşak doğuyor. İşte biz bu noktada; ÇEKÜL olarak bu kuşağa, bu gençliğe dokunmak istiyoruz. Henüz daha adı konulmayan bu kuşağın daha fazla çevre ve kültürümüze sahip çıkmasını istiyoruz. Yani ÇEKÜL’ü ikinci 35 yaşına girerken gençleştireceğiz. Peki, bunu nasıl yapacağız? Öncü sivil toplum kuruluşu olarak bir proje hazırlığı içindeyiz. Bugün burada ilk kez sizlerle paylaşmak istiyorum. ÇEKÜL Vakfı 1990’dan bu yana muazzam bir birikime sahip oldu. Binlerce toplantıya imza attı, yüzlerce projeyi hayata geçirdi. Bugün Bilgi Belge Merkezimizde onbinlerce doküman, binlerce kitap, film, fotoğraf bulunuyor. İsteyen herkes dünyanın dört bir tarafından gelip bu dokümanları inceleyebiliyor, okuyabiliyor. Hatta bunların dijital kopyalarını alabiliyor.
Türkiye, kültür ve çevre mirasının belki de en değerli bilgi hazinelerinden biri olan bu varlıktan tüm dünya neden faydalanmasın? Ya da bu bilgi birikimi neden geleceği şekillendirmesin. Oysa bu mümkün. İşte, bu yüzden ÇEKÜL Vakfı’nın gündeminde artık üretken yapay zekâ var. ÇEKÜL GPT var. Eminim ki gençler bu projemizle çok heyecanlanacaklar. Liseli öğrenciler, üniversiteliler, akademisyenler ÇEKÜL’ün yapay zekasından faydalanarak, projeler geliştirecekler. Ayrıca biz ÇEKÜL Vakfı olarak da, kültürel ve çevre mirasının korunması konusunda ÇEKÜL GPT ile geleceğe dair tahmin yapabileceğiz. Ve belki de önceden tedbir alabileceğiz. Zaman akıyor, dünya değişiyor ve ÇEKÜL de bu değişime ayak uyduruyor, değerli konuklar. Bu tarihi değişime hep birlikte tanık olacağız. ÇEKÜL Vakfı'nın bu heyecan verici geleceğinde sizlerin olması çok kıymetli olacak bizler için.
Burada önemli bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Küresel bir iklim kriziyle karşı karşıyayız. Bütün bilimsel çalışmalar gösteriyor ki önümüzdeki 50 yıl kritik bir dönem olacak. Bu süreçte hem dünyamızı hem de kaynaklarımızı korumak zorundayız. Şu anda dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. 2050 yılına kadar bu oranın yüzde 68'e çıkması bekleniyor. 
2050 yılına kadar, 800 milyondan fazla kent sakininin deniz seviyesinin yükselmesinden ve kıyılardaki selden etkilenmesi bekleniyor. Konunun bir de ekonomik boyutuna bakarsak; 
McKinsey’in bir araştırmasına göre şu anda, dünyada “net sıfır emisyon hedefi” çerçevesinde teknoloji, altyapı ve doğal kaynaklar için yıllık ortalama 5,7 trilyon harcanması gerekiyor. 2050 yılına kadar bu rakamın yıllık 9,2 trilyona çıkması bekleniyor. Görülüyor ki büyük bir mücadelenin içindeyiz. Çevremizi korumak, iklim kriziyle mücadele etmek zorundayız. İklim krizi aynı zamanda kültürel varlıklarımıza da büyük zarar vermekte. Bu anlamda Tarihi Kentler Birliği için hazırladığımız “İklim Krizinde Dayanaklılığa Kaynak Olarak Kültürel Miras’ raporu çok kıymetlidir.
Bu raporda iklim krizinin Türkiye’de yaratabileceği, kültürel mirasımız üzerindeki geri döndürülemez etkiler örneklerle açıklanmaktadır. Yeni bir dönemin başındayız, mücadelemiz çetin. Uluslararası raporlar gösteriyor ki iklim kriziyle devletlerin tek başına mücadelesi yeterli değil. Sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün elini taşın altına daha fazla koyması gerekiyor. Ormanlarımızı, suyumuzu, biyoçeşitliliğimizi, endemik türlerimizi; yani tüm ekosistemi korumak için hep birlikte hareket etmeliyiz. ÇEKÜL Vakfı, kuruluşundan bu yana gelirlerinin büyük kısmını kurumsal ve bireysel bağışlardan sağlamaktadır. Bu bağışlar sayesinde çalışmalarımızı sürdürebiliyoruz. Bu vesileyle, vakfımıza katkıda bulunan tüm kurum ve kişilere de teşekkür etmek isterim. Geleceğe dair umutlarımız var. Daha genç ve daha aktif bir ÇEKÜL hayal ediyoruz. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için sizlerin de desteğine ihtiyacımız var” dedi.


Ardından ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen'in barkovizyondan yayımlanan mesajı sunuldu.

KÜLTÜREL MiRASIMIZDAKİ HEDEFİMİZ, BİRGİ’DEKİ KORUMA BİLİNCİNİ OLUŞTURMAK VE BU BİLİNCİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAKTI 

Söz alan Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı ve Birgi Eski Belediye Başkanı Cumhur Şener "Öncelikle Sayın Hocam Prof. Dr. Metin Sözen’e teşekkür ederek konuşmalarıma başlamak istiyorum. Birgi’deki bilincin oluşmasında en büyük katkı kendisinin 1990’lı yıllarda başlayan bu koruma bilinci ve çalışmaların adım adım ilerlemesinde kendisinin daima rehberliğini aldık. Kendisinden çok şey öğrendik. Aynı zamanda korumacılık bilincinin yerleşmesi ve bunun ilerlemesi adına Tarihi Kentler Birliği’nin kurucu üyesi olarak Birgi Belediyesi görevimde bilinçlenmemizi ve kültürel değerlerimizi bölgemizde uygulanması ve havza boyutuna taşınması adına Tarih Kentler Birliği toplantıları bizim için birer eğitim odağı oldu. Oralarda öğrendiklerimizi beldelerimizi uygulama imkanına sahip olduk. Uygulamaların birçoğunu Birgi’de hemşerilerimiz ve ÇEKÜL gönüllüleriyle başardık. Bugün 21. Yıl dönümünü kutladığımız bugünde bu ÇEKÜL Evi’nde çok toplantılar yaptık. O 1990’lı yıllarda başlayan çalışma 1996 yılında Türkiye’de beşinci koruma amaçlı imar planı yapılmasıyla sonuçlandı. Birgi’nin tarihi ve kültürel değerleri kayıt altına alınmış ve korumaya başlanmıştı. Bu işin mimari sayın Prof. Dr. Metin Sözen hocamdı. Ondan aldığımız güçle bu koruma amaçlı imar planıyla 1999 yılında bir duraklama dönemine girdik. Ancak bizler durmadık. ÇEKÜL gönüllüsü dostlarımızla Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden aldığımız destekle kamu kurumu yerel ve sivil birlikteliği kurarak Birgi’de koruma çalışmalarına devam ettik. Kültürel mirasımızdaki hedefimiz şuydu; Birgi’deki koruma bilincini oluşturmak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktı. Kültür varlıklarımızın onarılmasıyla ilgili hocamın desteğiyle Kültür Bakanlığımızla yapılan iş birliğiyle emlak vergilerinden toplanan paylarla bir fon hesabı oluşturuldu. Bu yönetmelik Birgi’deki çalışmalarımıza hız kazandırdı. Çünkü Birgi’deki koruma bilinci çalışmaları yürütülürken Birgi’nin arkeolojik sit, doğal sit ve kültürel sitin yerleşmesinden sonra çivi çakılamaz ibaresi Birgi’ye yerleşmişti. Koruma planı yapılırken halkımız bu süreçte çok zorluklar çekti. Ancak o bilinci yıkmak adına hocam gerekirse burada bir havuz oluştururuz bu kültürel varlıklarımızı onarırız diyerek bize 2004 yılında Birgi’de bir görev verdi. O güne kadar olan bilgi birikimlerimizle Birgi’de restorasyon çalışmaları başladı. 2012 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi’yle bu çalışma taçlandı. Son dönemde de UNECO’nun Turizm Örgütü tarafından Dünya’nın En İyi 32. Turizm Köyü seçilmesi son basamağı oldu"dedi.


ÇEKÜL'E GÖNÜL VEREN DOSTLARIMIZA TÜM KALBİMLE TEBRİKLERİMİ İLETİYORUM


Son olarak söz alan Ödemiş Kaymakamı Fatih Aksoy ise "Birgi ÇEKÜL Vakfının kuruluşunun 21. yılında ÇEKÜL'e gönül veren dostlarımıza tüm kalbimle tebriklerimi iletiyorum. En büyük teşekkürü de Birgililer ,Ödemişler adına vatandaşlarımız adına Birginin çevresinin ve doğasının korunmasında büyük emekleri olan kıymetli hocamız Prof. Dr. Metin Sözen‘e etmek istiyorum.Kendisine  uzun ömürler sağlık sıhhatler diliyorum. Birginin 1996 koruma alan olarak ilan edilmesinin ardından valiliğimiz, Kültür Turizm Bakanlığımız, Birgi ve  Ödemiş belediyemiz, kaymakamlığımız, kurumlarımızla, vatandaşlarımız ve dostlarımızla birlikte bugünlere geldi. 2012 Unesco ile başlayan bu süreç 2021/2022'de hızlandı. Dünya turizm örgütünün dünyanın en iyi turizm köylerinden biri olarak Birgiyi  ilan etmesi ile Birginin önü daha çok açıldı.Birginin  daha fazla tanıtılması, farkındalığının arttırılması için vatandaşlarımızla, gençlerimizle, tüm kurumlarımızla birlikte çalışacağız. Çakırağa konağımız kültür turizim bakanlığımızın çalışmaları ile restore edildi. Ulu Camimizin restorasyonu devam ediyor. geri kalan tüm restorasyon çalışmalarımız tamamlandığı zaman Birgi çok daha ileri noktalara taşınacaktır. Emeği geçen herkese Metin Sözen hocamıza tekrar teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum"dedi.


Konuşmaların ardından  Birgi’nin Mirası Kadınların Kadrajında Fotoğraf Sergisi ve Birgi ÇEKÜL Evi El İşi Kursu Sergisi adında 2 serginin açılışı yapıldı.

Program müzisyenler Yeşim Dal & Kenan Arat'ın sunduğu müzik dinletisi ile devam etti.
 

Editör: Tutku İç