Eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekilen açıklamada, son olarak Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Sendika temsilcileri açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.
Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor.
Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?
Eğitimde şiddet olayları, neredeyse her geçen gün yeni bir vakayla karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha geçtiğimiz günlerde, henüz acısı dinmemiş, toprağı kurumamış olan öğretmenimiz Fatma Nur Çelik, eğitim yuvalarımızdaki açık güvenlik zaafiyetlerinin ve alınmayan önleyici tedbirlerin kurbanı olarak menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.
Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir.
Yaşanan bu olay, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır.
Eğitim, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir.”
Basın açıklamasında, okullarda güvenliğin sağlanması için şu talepler sıralandı:
* Okullarda yeterli sayıda ve sürekli görev yapan güvenlik personeli derhâl görevlendirilmelidir.
* Giriş-çıkış kontrol sistemleri standart hâle getirilmeli ve tavizsiz şekilde uygulanmalıdır.
* Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren yasal düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.
* Okullara yönelik risk analizleri düzenli olarak yapılmalı, tespit edilen eksiklikler gecikmeksizin giderilmelidir.
Açıklamanın sonunda ise şu ifadelere yer verildi:
“Eğitimde şiddet sıradanlaştırılamaz. Her ihmal, yeni bir felaketin habercisidir. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilmesi mümkün değildir.
Eğitim sendikaları olarak; eğitim kurumlarında güvenlik sağlanana, gerekli tüm önlemler eksiksiz şekilde hayata geçirilene kadar sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.
Artık yeter! Okullar güvenli alanlar olmak zorundadır!”