SİYASET

Bir delegenin mektubu…

La Fontaine’den masallar

Bana göre yani benim gözümden kongre…
Tıklım tıklım bir salon... Kalabalık iğne atsan yere düşmez cinsinden. Konuşmacı en güvenli haliyle almış sazı eline bir oradan bir buradan anlatıyor da anlatıyor. Masallar, masallar, masallar… Mahsulü para etmeyen köylüler, kentliler hepsi orada. Köylerinin, beldelerinin ismi geçince seviniyorlar. Yüzlerinin içi gülüyor. Arada bazı isimlerden bahsediliyor. İsimler kasılıyor da kasılıyor. Bademyeli Ali, Kaymakçılı Veli, kırk dokuz, elli… Dedik ya masallar masallar masallar…
 
İçlerinden “Bu adama oy verilmez mi kardeşim? Şimşek çaktırdı şimşek!” diye böbürleniyorlar. Diğer aday otobüs alsa kaç yazar? Şimşek çakarız! Çiftçi sendikası kimin umurunda? Proje değil kardeşim damar var damar... Hele bir de sona doğru belediye başkanına dönüp “Biz kardeşiz!” deyişimiz yok mu? Küçük Emrah sahneleri eşliğinde “Aday ol, seni desteklemezsem namerdim!” nidaları… Masallar, masallar, masallar… Salonda alkış tufan. Sonra gök gürlüyor ve yine o şimşek çakıyor. Seneler öncesine dönüyoruz. Nisan 2001… Aynı adam konuşuyor: “Ben bu lidere kendi oğluma oy verdiremedim. Al CHP’yi başına çarp!”diyor. Alkış tufan ama alkışçılar aynı. CHP yaşam savaşı verirken alkış tufan! Bir araba yeni dünya, yeni Türkiye yolcusu… Özüne söve söve yeni ufuklara…
 
Şimşek yeniden çakıyor. Biz yine salondayız. Bir meczup çıkıyor ve ilçe örgütüne sövüyor, sayıyor. “İlk defa sandık koyduk” diyor. Tilki kıvamında çınara vuruyor, çiçeğe vuruyor. Devrimden bahsedip tetikçilikten öte gidemeyenler çakal kıvamında alkışlıyor. Tilki konuşuyor da konuşuyor. Masallar masallar masallar...
 
Sonra seçime geçiliyor. Kimse satılan günleri sorgulamıyor. Terk edilip gidilmeleri… İsimleri anılanlar kararlı seçmeye... “Ver gazı al oyu” hesabı… Oylar veriliyor, sandıklar açılıyor. Samimiyet abidesi zaferden zafere koşuyor. Sonra listeler belli oluyor. Kaymakçılı Ali ile Bademyeli Veli alıyor ağzının payını… Önce isimleri, bir varmış, bir yokmuş oluyor. Gariptir; “Kardeşim” dediği isim bile il delegeliğine yazılmamış. Hele hele tüm içtenlikle adına çalıştıkları halde doğu kökenli 3-5 delikanlının adlarını araki bulasın. Adı anılan isim ve köylerde çıt yok! Yedek listenin üst sıralarında en kankalar! Ayrılıkta onlar gelecek ya… Uyarlama öyle. Masallar masallar masallar… Samimiyetin geldiği en son hal bu. Alkışlar, ıslıklar, tezahüratlar.. Eskiye gıcık olanların muhteşem düeti…
 
Sadece adı, köyü okundu diye oy veren; zeki, çevik ve ahlaklı kardeşim. Hal hatır sorulunca; bayılan kardeşim. “Yıllar önce vurulduğunda partin, kaçıp nereye gittin?” diye sormak hiç aklına gelmedi mi? Emek vefa umurunda mı, değil mi? Yoksa bu halinle mi belediyeyi tekrar kazanacaksın? İktidar olacaksın. Bırakın kardeşim bu samimiyetsiz demagojilere teslimiyeti, önce samimi olun. Ama herkese karşı... Yalanı dolanı bırakın. Hizmete değil ananın babanın hatrını sorana oy verdikçe söyleyin bir kere daha nasıl alacaksınız bu şehri? Sen Kaymakçılım, Bademyelim, Birgilim, Konaklılım? Masallar masallar masallar…
 
Ama unutmayın ki bu masalın asıl okuyucusu var. Eeee La Fontaine ne alaka derseniz. Ağustos böceğinin kemanına kapılıp karıncayı unuttular. Bekir Keskin gibi çalışkan bir adamı sırf okşayıp sevmesini bilmiyor diye harcadılar. Bu masal bitmedi. Henüz bir başlangıç…
{ "vars": { "account": "G-Z2YJHG8WBW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }