Siyaset:
Demokratlık Part-Time Olmaz
banner191
DEMOKRATLIK PART TİME OLAMAZ

 Demokrat Parti Tire Eski İlçe Başkanı Bekir Keseli referandum ve Süleyman Soylu'nun DP den ihraç edilmesine ilişkin bir basın açıklaması yayınladı. İşte basın açıklamasının tam metni:
Meşrutiyet döneminden beri Sultan Abdülhamid’in yeğeni Prens Sabahattin’in de dahil olduğu Ahrar Fırkası, Hürriyetçilik, Liberalizim, sonrasında 1946 dan bu yana demokratlık fikirlerini benimseyen bir partinin demokrasi sınavı verdiği günümüzde, öncelikle demokrasi ve demokratlık ne demek kısaca değinerek günümüz Türkiye’sinde demokrasi anlayışını irdelemek istiyorum.
 
Bilinen demokraside olduğu gibi demokrat kelimesi de "özgürlüğü" kendisine refarans alır ve demokrat bir bireyin en önemli özellikleri, sahip olmak istediği özgürlüğün ve hakların karşısındaki insana da -ne eksik ne fazla- aynı ölçüde sunulmasını istemek, buna çabalamak ve bundan rahatsızlık duymamak olmalıdır. Bu noktada etrafımızda bir sürü demokrat varken, elimizi sallayınca mutlaka bir demokrata çarpıyorken ve bütün bu insanlar sadece kendi akıllarındakini konuşmak, kendilerini anlatmak ve "kendileri için bir dünya" istiyorlarken, demokrat deyimi etrafımızdaki bu insanlar için ne kadar geçerlidir, tartışmaya gerek bile yok. Türkiye'de ne yazık ki hala tam anlamıyla bulamadığımız demokrasi ortamında, kendine ‘demokrat’ diyen insan gruplarının bir kaç örneği var aslında, ama onlar da son zamanlarda bir kısım ve kesim tarafından ''sorosçu, dinci, ak partici'' diye yaftalanıyor. E haliyle yeni nesil de korkuyor demokrat olmaya. Demokrat olursam ya dinci olurum ya Soros’çu diye düşünüyor insan. Şunu unutmayalım ki, Türkiye değişiyor. Hiç kimse, hiçbir kurum, hiçbir örgüt bu değişimi durduramaz, değişimi kavramayanların silinip gideceğini göreceksiniz. Sivil anayasa için bir adım olarak gördüğüm bu referandum sonrasında, kendi darbecileriyle hesaplaşan Latin Amerika ülkelerinin yıllar önce yaptığını biz şimdi yapmaya başlayacağız.
            Gelelim Sn. Süleyman Soylu’nun DP’den ihracı olayına.. 12 Eylül Anayasa Değişikliği Referandumu ile ilgili olarak Genel Merkezi’in kararına uymayarak “Evet” oyu vereceğini açıklayan eski Genel Başkan Süleyman Soylu, partiden ihraç edildi. Karar bizim için beklenen bi durumdu. Neden mi ?  Göreve geldiği günden beri görevden almalara ve ihraçlara doymayan Cindoruk yönetimi, bu kararla bir ilke daha imza atmış bulunuyor. Partisine oy vermediği 29 Mart Yerel seçimlerinde kazanılmış belediyeleri bile elinde tutmakta zorlanan Cindoruk yönetiminin bu kararının partiye nasıl bir katkı sağlayacağı, ismi demokrat olan bir partiye demokrasi anlamında ne katacağını doğrusu merak ediyorum. İşin ilginç yönü, kararın DP Genel Merkezi tarafından basına servis edilmemesidir. Bunun tek bir açıklaması var o da, tabandan gelecek tepkilerden çekinilmesidir.
Demokrasi denen "hak tanıma" müessesesinin en fazla bizim partimizde teşkil olması gerekirken, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ı AP, DYP, DP dönemlerinde yaşamışken ihtilallerden en fazla çeken siyasi bir partiyken nasıl ‘hayır’ kararı alındığını ve geleceği parlak bir siyasetçi olupta bir dönem şerefli genel başkanlık koltuğunda oturan Sn. Süleyman Soyu’nun ihraç kararının nasıl verildiğini hayretler içinde izliyor ve üzüntü duyuyorum.
Daha sonra kendi kendime bir muhasebe bir kıyaslama yapıyorum. 1950-60 yılları arasında rahmetli Adnan Menderes döneminde bir ara 1955 yılı içinde önce on dokuz milletvekili DP'den istifa etti. Bu kimseler, CHP'nin de desteğiyle Hürriyet Partisi (HP) isminde yeni bir parti kurdu. DP'den istifalar devam etti. HP Meclis'te grup kurdu. 20 Aralık 1955'de bu partinin grubu 28 üyeye ulaştı. Hepsi de DP'den istifa eden kişilerdi. Hürriyet Partisine büyük ölçüde destek veren ve ilk bölünmeye yol açan önemli isimlerden biri kimdi? Hüsamettin Cindoruk. DP'li diye bilinen Cindoruk'un HP'ye olan desteğinin gerekçesi, DP'nin kongrelerini aksatmasıymış ve bunu, kendisi de açıklamış olduğunu görüyorum.
Yıllar geçiyor AP ile Demirel dönemi başlıyor. Bakıyoruz ki Sayın Cindoruk 1970 yılında AP ‘den ayrılarak ikinci bir bölünme yaşatıyor ve DemokraTİK Partiyi kuranların başında geliyor. Bitmiyor, 28 Şubat sürecinde ‘postmodern darbe’yi savunan ve bir grup arkadaşıyla yeni bir bölünmeye yol açıp, DYP’den ayrılarak Demokrat Türkiye Partisi’ni kuran Cindoruk, 28 Şubat’ın ardından kurulan Mesut Yılmaz başbakanlığındaki ANASOL-D koalisyonuna katılıyor...Ve yıl 2009 da DP genel başkanı seçilen Cindoruk 12 eylül 2010 referandumunda partimizin hayır oyu kullanacağını açıklayarak partimizin bir kez daha bölünmesine sebep oluyor. Nasıl mı? Şöyle ki; bir yanda kendini Genel Merkezin HAYIR kararına uymak zorunda hissedenler, bir yanda benim gibi düşünen demokrat misyona sahip çıkmak adına yola çıkmış EVET çi hür demokratlar. Yukarıda bahsedilen, Sn Cindoruk’un kronolojik siyasi pozisyonunu ve demokrat misyonun karşısında yer alan, son seçimde de kendi partisine oy atmayan bir liderin arkasından nasıl gidilir? Bunu yorumlarınıza bırakıyorum..
            Kıymetli partililerim, sağ duyunuza güveniyorum. 12 Eylül 2010 referandumunda kamplaşmak yerine akl-ı selim ile düşünüp demokrasinin gereğini yapacağınıza inanıyorum. Bizler madem demokratız, hür bireyler olarak tam demokrat davranalım. Bazı konularda değil, işimize geldiği zaman değil, “part time” değil, hakkaniyetle ve daima demokrat düşünelim.
            Son olarak, referanduma EVET diyeceğimiz için bizlere türlü yakıştırmalarda bulunanlara seslenmek istiyorum. Sn. Soylu’ nun Demokrasi Buluşmalarından ilkini yaptığı Tire’deki panelimizden bir gün sonra yaşlı bi amca evet kararımızı eleştirmek adına yolda önümü keserek şöyle dedi; “ oldu olacak AKP’ye geçiverin”. Kendisine verdiğim cevabı sizlerle de paylaşayım. Eğer bu amca gibi basit düşünüyorsanız o vakit bu düz mantıkla “oldu olacak sizde CHP’ye geçiverin”. Bu konuda tüm şüphelerinize cevaben, kelimesi kelimesine katıldığım ve aynı düşünceleri paylaştığım Gökçe Ok Kardeşimin bir yazısından alıntı yapmak istiyorum, “ olaya siyaset saikiyle bakan dostlarımız bilsinlerki, biz 13 eylül itibariyle AKP zihniyetine olan bütün muhalefet haklarımızı saklı tutuyoruz. AKP düşmanlığı üzerinden siyaset geliştirilemez bu acizliktir.”
            Şimdiden Tüm İslam alemine hayırlı bayramlar dilerim. Saygılarımla.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Misafir Avatar
Hulusi YÖNTER 8 yıl önce

AKP nin darbecilerle hesaplaşmayacağını kendileri de itiraf etti Bekir kardeşim. Kendisine e@muhtıra veren genelkurmay başkanına Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile altına zırhlı arabalar verenler mi hesaplaşacaklar? Hayatta olan eski Cumhurbaşkanlarından sadece netekim paşayı köşke davet edenler mi hesap soracak ihtilalcilerden? Sayın Süleyman Demirel'i iktidardan düşüren, ihtilalciyi köşke davet edeceksin, ağırlayacaksın ama Demirel'i etmeyeceksin. Sonra da hesap soracağım diyeceksin. İnanmazlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner169

banner199

Avşar, Kiraz İYİ Parti Belediye Başkan Aday...
2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimlere kısa bir süre kalırken, siyasi partilerde aday adaylık yarışları...

Haberi Oku