banner281

VETERİNER HEKİM BASMACI MASTİTİS TEDAVİSİNİ ANLATTI(MEME AĞRISI)

Basmacı veteriner kliniği veterineri İbrahim Basmacı yaptıkları çalışmalar hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu.

Veteriner Hekim İbrahim Basmacı, “ 1989 Ödemiş doğumluyum 2007 yılında İstanbul Üniversitesi veterinerlik fakültesini kazandım. 5 yıllık eğitimimi tamamlayıp 2012 yılında Ödemiş’e büyükbaş hekimliği yapmak üzere geri döndüm. 2012 yılından bu zaman kadar da 9 yıldır sahada aktif olarak klinik görevimi yerine getirmekteyim. Tüm günümüz çiftlikleri ziyaret ederek geçiyor. Bu ziyaretin sıklığı nasıl oluyor diye sorarsanız üreticiler ve çalışanlarla sürekli irtibat halindeyiz, zaman fark etmiyor.

Yaptığımız işler nelerdir. Büyükbaş klinisyeni olarak önceliğim işletmelerde sürdürülebilir karlılık için koruyu hekimliktir.  Bu kapsamda aşılama programları, beslenme sorunlarının düzeltimesi, çiftliğin dezenfeksiyonun kontrolü, çiftliğin ve ahırın bakım şartları ve bunların düzenini sağlattırmak gelir. Suni tohumlama ,hasta hayvanların muayene ve tedavisi rutinimizdir ve sabah akşam işletmelere giderek günlük periyodumu tamamlarız. Doğum felci(süt humması) buzağı ishalleri, doğum gibi durumlarda zaman mevhumu olmaz gece gündüz hizmet veririz. Üreticilerimizin maliyetleri her geçen gün ciddi oranlarda artmaktadır. En büyük maliyet kalemini; gerek kesif gerek konsantre olarak yem oluşturmaktadır. Mazot, gübre ve sulama maliyetlerindeki artış hammadde girdilerini direk olarak etkilemektedir. Hayvan sağlığı ilaçları ve aşıları da bu girdi kalemlerinden birini oluşturmaktadır. Kliniğimizin kuruluş amacı da güçlü laboratuvar hizmetlerimiz ile işletmedeki sorunun teşhisidir. Bu sayede aşılama programlarını belirleyip hastalığın yayılmasını önlemek ile birlikte gereksiz ilaç kullanımı engellemiş oluyoruz.   

Süt Üreticimiz geldiğinde siz ona ne gibi bir destekte bulunuyorsunuz”

Kliniğimizin farkı kurduğumuz laboratuvardır. Büyükbaş hekimleri olarak uzak kaldığımız laboratuvar tanı tetkiklerini sahada aktif kullandık. Süt işletmelerinde ineklerin verim kayıplarının başında mastitis(meme ağrısı) gelmektedir ve bu hastalıkla mücadele ancak mikrobiyolojik çalışmalar ile mümkündür. Düzenli olarak ayda bir baktığımız SHS (somatik hücre sayısı) kontrolü ile mevcut durumu izliyoruz eğer SHS artışa geçiyorsa işletmedeki subklinik mastitis varlığını görmüş oluyoruz. Serolojik  testler ; hastalığın teşhisini koymamızla olanak tanıyor. Kan gazı ve biyokimya parametrelerine bakarak yaptığımız tedaviler sayesinde hastalığın vücuda verdiği hasarı görmüş oluyoruz ve ona göre tedaviye başlıyoruz.  Kısacası teşhisten tedaviye hekimlik yaparak üreticilerimizin gereksiz ilaç kullanımını sınırlandırıyoruz.

Mastitis ( meme ağrısı) nedir

Mastitis; bakteri, virüs, mantar ve nonspesifik etkenlerin sebep olduğu meme dokusu yangısıdır. Süt sığırcılığında en büyük para harcanan hastalıktır. Meme ağrısı ile mücadelenin ilk adımı enfeksiyona sebep olan patojenin izole edilmesi ile başlar. Etken izole edildikten sonra eğer patojen bakteri ise yaptığımız antibiyogram duyarlılık testleri ile hangi antibiyotik kullanılacağımızı tespit etmiş oluyoruz ki gereksiz ilaç kullanılmaması ancak bu sayede mümkün oluyor. Ayrıca patojeni bilerek yapacağımız koruyu uygulamalar ile bakterinin yayılmasını önlemiş oluyoruz. Etken izolasyonu yapılmadan uygulanan tedavi tam anlamıyla deneme yanılma yöntemidir. Hem tedavi süresini uzatmış oluyoruz hem de kullanılan antibiyotiklere direnç gelişmesine sebep olmuş oluyoruz.

Peki biz ne yapıyoruz? Meme ağrısı olan ineklerden steril kaplara meme temizliğini sağladıktan sonra numune alıyoruz. Önemli husus hiç müdahale edilmemiş olmasıdır ki uygulanan ilaçlar bakteri üremesine engel olmaktadır. Kliniğe getirdiğimiz süt numunelerinden ekim yapıyoruz ve ortalama  18 saat sonra patojeni elde etmiş oluyoruz. Daha sonra uygulanan işlemlerinin toplam süresi numune alımından itibaren 48 saat sürmektedir. Bu zaman zarfında bizim kontrolümüzde tedavi başlamış oluyor. 48 saat sonra bakterinin duyarlı olduğu antibiyotiği bulmuş oluyoruz ve tedavinin devamını bu şekilde sürdürüyoruz. İşletmelerde meme ağrısı oluşumu çok fazla ise  ya da tedavi sonrasında tekrarlayan meme ağrısı oluyorsa mutlaka mikrobiyolojik çalışma yapılmalıdır. Meme ağrısı sadece duyarlı antibiyotik kullanımı ile maalesef çözülecek sorun değildir. Sağım protokolleri(ön daldırma,son daldırma, meme temizliği) , sağım esnasında yapılan hataların belirlenmesi, çiftliğin genel hijyen durumunun sağlanması ve en önemli görev tüm bu protokollerin uygulamasını yapacak kişi yani işletme sahibi ve personelidir.

34 sağmal inek bulunan işletmemizde yüksek SHS ( somatik hücre sayısı) sık görülen klinik meme ağrısı vakaları ve tedavi sonrasında tekrarlayan meme ağrıları sebebiyle üreticimizle birlikte sağıma girdik. Hem üreticimizin sağım esnasında yaptığı hataları görmüş olduk hem de tüm ineklerden süt numunelerini aldık. Alınan süt numunelerini yaptığımız çalışmalar sonucu liste halinde duyarlılık testlerini çıkartıp arşivimize aldık ki yakın zamanda görülecek meme ağrısı vakalarında elimizde veri bulunması tedavide bir adım öncelik sağlamaktadır. Aynı şekilde kuru döneme ayrılacak olan ineklerden aldığımız süt numunelerini sonuçlandırıp kuru döneme geçişte 5-7 gün süre ile duyarlı sistemik antibiyotik ve meme içi preparatları kullanarak tedavi yapıyoruz. Bu sayede S.aureus  gibi sağmal dönemde tedavisi zor olan bakterilerin tedavisi mümkün hale getiriyoruz. 

Süt sığırcılığında en fazla para harcanan ve en büyük verim kayıplarına sebep olan mastitis(meme ağrısı) 3-4 aylık süreçte işletmede görülme sıklığını azaltıp sonuç  alınabilir hale getiriyoruz. Bu sayede hem ineklerimizi kesimden kurtarmış hem de gereksiz kullanılan ilaç, dezenfektan vs maliyetlerinden üreticilerimizi kurtarmış oluyoruz.

TALİH SONUCLARINI NASIL YORUMLUYORSUNUZ.

Ölçtüğümüz değerleri hazırladığımız tablodan girdiğimizde yeşil olarak kullandığımız kısımlar bakterilerin duyarlı olduğu antibiyotiklerdir. Sarı olanlar yarı duyarlı kırmızı olanlar ise dirençli antibiyotiklerin grubudur. Son numuneye baktığımız da üç farklı gruba duyarlılık gösteriyor yani bu ineğin tedavisinde üç farklı grubu eş zamanlı kullanabileceğimizi göstermektedir.  Sürü geneline baktığımız zamanda sürü de hangi hayvana hangi antibiyotik uygulanacağını belirdiğimizden üreticilerimize reçete edeceğimiz ilaçlarda bize bir yol haritasın göstermektedir. İşletmenin tamamını görüyoruz.

Güncelleme Tarihi: 21 Eylül 2021, 12:14

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner214