‘SINAV KAYGISINDA ANNE-BABAYA TAVSİYELER – II’

‘SINAV KAYGISINDA ANNE-BABAYA TAVSİYELER – II’

Merhaba sevgili okuyucularım,

Sınava günler kala, geçen ay bir kısmından bahsettiğim sınav kaygısında anne babaya tavsiyelere bu yazımda devam edeceğim. 

Daha önce de bahsettiğim gibi, sınav kaygısının temelinde birçok şey olabilir. Verimsiz ve kötü çalışma alışkanlıkları, sınava hazırlanmayı son dakikaya bırakma ve/veya erteleme, zamanı nasıl yöneteceğini bilememe, bir takım psikopatolojik durumlar (kaygı bozuklukları, depresyon, dikkat eksikliği vs.), başarısız olma ve değerlendirilme korkusu, yakın çevrenin baskıları ve beklenti düzeyleri (aile, öğretmen, arkadaş gibi), mükemmeliyetçi yaklaşım bunlara örneklerdir.

Bununla beraber, sınav kaygısı birçok olumsuz duyguya da sebep olabilir. Endişe, mutsuzluk, huzursuzluk, öfke, kızgınlık, ümitsizlik, hayal kırıklığı ve mahcubiyet bu olumsuz duygulara örnektir.

Bu olumsuz duyguları önleyebilmek ve sınav kaygısını giderebilmek için belli birtakım alışkanlıkların ve/veya olumsuz düşünce biçimlerinin değiştirilmesi, kaygıya yol açan bir psikopatoloji varsa bunun ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve birlikte kaygı ile baş etme stratejileri geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu süreçte, aynı zamanda siz anne – babalara da büyük iş düşmektedir.

Mesela, hele ki bu son günlerde ‘çocuğunuzun motivasyonunu arttıracak aktiviteler planlayın’. Çocuğunuzun motivasyonunu artırmak ve kaygısını azaltmak için beraberce enerjinizi yükseltecek etkinlikler yapın. Bunaldığında, gergin ya da umutsuz olduğunda açık havada kısa bir gezinti yapmanız, sinemaya gitmeniz, onun isteği doğrultusunda bir gün geçirmeniz faydalı olacaktır.

Mesela, ‘baskı yapmayın’. Sınava sayılı günler kala çalışması için zorlamayın. Eğitim hayatı boyunca ders çalışma sorumluluğunu kendisinin almasına yardımcı olun. “Ders çalış” yerine; “Nasıl daha verimli çalışmana yardımcı olabiliriz, bizden bir isteğin var mı, yardıma ihtiyacın olduğu ya da beraber yapmayı istediğin bir şey var mı?” gibi olumlu yaklaşımlarda bulunun. Bu bilinci aşıladıktan sonra ne zaman ve ne kadar ders çalışacağına kendisinin karar vermesine izin verin. Birçok ergen danışanım ve aileleri arasında bu çatışmayı sıklıkla görüyorum. Aileler ‘Ders çalış’ demekten bıkmış, öğrenciler ise ailelerinin söylemlerinden ve müdahalelerinden. Kısır döngü içine sıkışmışlar sanki.

Mesela, ‘söz ve davranışlarınız farklı olmasın’. Çocuğunuza karşı vücut diliniz ve söylemlerinizin uyum içinde olmalı. “Sınav bizim için önemli değil, önemli olan senin elinden geleni yapıyor olman” mesajı verirken, deneme testlerinde yüksek puan aldığında ödüllendirici olmak, düşük puan aldığında ise üzgün, kızgın, cezalandırıcı bir tutumda bulunmak sözleriniz ve davranışlarınızın farklı şeyler ifade ettiğini gösterir. Çocuğunuz buradaki ikilemi anlayarak daha çok beden diline dikkat eder, bu nedenle beden dilinizin, ses tonunuzun ve davranışlarınızın örtüşür olmasına özen gösterin.

Mesela, ‘yapıcı olun’. Kalabalık içinde, akraba ya da arkadaş ortamında olası sınav sonucuna dair olumsuz konuşmalar, çocuğun kaygısını artırır ve çalışma şevkini kırar. Motivasyonunu yükseltmek için söylenen “Bu çalışmayla kazanamazsın, bizim senden umudumuz kalmadı” gibi ifadeler, motivasyonunu azaltmak, onu ümitsizliğe sürüklemek, sizin ona destek vermediğinizi, güvenmediğinizi düşünmekten başka bir şeye yaramaz. Aksine özgüvenini azaltır, kendini başarısız görerek kaygısını artırır. Bu nedenle çocuğunuza cesaretlendirici konuşmalar yaparak, alternatif çözümler üretebilmesi için her zaman yol gösterici görevde olduğunuzu hatırlatın.

Mesela, ‘yetersiz hissettirmeyin’. Kıyaslama yapmak çocuğun motivasyonu artırmaz, kendisinin diğer akranlarına göre daha yetersiz olduğu düşüncesine yol açar, güvenini azaltır. Bu nedenle her çocuğun ayrı bir kişilik olduğunu unutmayın. Çocuğunuzu yalnızca kendisiyle kıyaslayabilirsiniz. Gözlemlediğiniz değişimleri, önceki ve şimdiki davranış tarzlarıyla karşılaştırarak vurgu yapmak istediğiniz noktaya dikkat çekebilirsiniz.

Mesela, ‘sınav bir 'son' değil’dir. Çocuğunuza sınavın bir son olmadığını, sadece gelecekte yapacağı mesleği edinme yolunda atılan bir adım olduğunu belirtmeye özen gösterin. Sizin için önemli olanın sınav sonucundan çok, onun elinden geleni yapması olduğunu anlamasını sağlayın. Başarılı olsa da olmasa da onu hep seveceğinizi, sizin için değerli olduğunu ve her zaman önemseyeceğinizi hatırlatın.

Sınava girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum.

Sevgilerimle,

Uzman klinik psikolog Özge Özdemir Köz

İletişim: [email protected]

www.kozterapi.no

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner284