MESCİD-İ AKSA, MÜSLÜMANLARIN KIRMIZIÇİZGİSİDİR

​​​​​​​TÜGVA Tire Temsilciliği, Eğitim Bir-Sen Tire Temsilciliği, Diyanet-Sen Tire Temsilciliği, İHH Tire Temsilciliği, İyilik-Der Tire Temsilciliği tarafından Tire İbn-i Melek Camisi bahçesinde basın açıklaması yapılarak İsrail'in saldırıları protesto edildi.

MESCİD-İ AKSA, MÜSLÜMANLARIN KIRMIZIÇİZGİSİDİR
banner267

Haber: Dilek Ayvalı

Ellerinde Filistin ile Türk Bayrağı bulunan gruptakiler, "Canımız, kanımız sana feda olsun ey Aksa", "Kahrolsun İsrail", "Mehmetçik Kudüs'e" şeklinde slogan attı.

İyilik Der Başkanı Hakan Alpay, burada yaptığı konuşmada, Mescid-i Aksa'nın Müslümanların kırmızıçizgisi olduğunu belirtti.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi, “Bugün ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, peygamberler şehri Kudüs ve bereketli Filistin toprakları işgal altındadır. 1945'de gerçekleşen Yaka Konferansı ve 1948’de Batının Filistin’e asker çıkararak İsrail’i kurdurması işgalcilerin kim olduğunun göstergesidir.

7 Mayıs Cuma günü yatsı namazının ardından İsrail güvenlik güçleri Aksa içerisine girerek, namaz kılan Müslümanlara saldırılarda bulundu. Harem-i Şerif’te ibadet eden bir çok Müslüman bu saldırıda yaralandı. Akabinde gerçekleşen olaylarda ise onlarca Müslüman çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden şehit edildi.

İsrail'in son günlerde yaptığı saldırılar ve hukuk tanımazlık, yalnızca Müslümanların ilk kıblesi, yeryüzündeki en kutsal mekânlarından biri olan Mescid-i Aksa ile sınırlı kalmayıp, evlerine zorla el koyma gibi pek çok olayda daha kendini göstermiştir. Uzun zamandır var olan bu hak ihlallerinin ve saldırıların, hiçbir kutsal tanımadan özellikle Ramazan ayında Mescid-i Aksa merkezli olarak arttırılması manidardır.

Kudüs coğrafyamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Çünkü Kudüs demek Mekke demektir, Medine demektir. Kudüs demek Şam, Bağdat, Kahire, Tahran, İstanbul demektir. Kudüs'e sahip çıkmak, İstanbul'a, Bağdat'a, Şam'a, Tahran'a, Beyrut' a, Kahire'ye ve Mekke'ye sahip çıkmaktır.

Uluslararası hukuk, kamuoyu, sivil toplum örgütleri, insan hakları örgütleri, barış örgütleri, siyasal kurumlar; İsrail'in bu şımarık, işgalci ve kural tanımaz tavrına karşı bir an önce bir araya gelmeli ve elini taşın altına koymalıdır. Bu kurumlar İsrail'in tavrına karşı sessizliğini koruduğu müddetçe bu saldırılar devam edecektir. Geçmişin acılarını Müslümanlar üzerinden ödetmeye çalışan İsrail, Filistin toplumunun varlığını hiçe saymakta ve kurulduğu günden itibaren sistematik bir biçimde işgal ve soykırım suçları işlemektedir. Geçmişin acıları ile yüzleştirilmesi gereken Müslümanlar ve Filistin halkı değil, durumu bu noktaya taşıyan bir takım batılı devletler ve İsrail'in bizzat kendisidir. Bugün din, dil, ırk farklılığı olmaksızın herkesin özgürce yaşadığı Kudüs'ten bahsetmek istiyorsak, geçmişin tecrübelerini ve bugün yaşananlar' göz önünde bulundurmak tüm dünyanın görevidir.

Kim hangi kararı alırsa alsın Kudüs sahipsiz değil, Filistin'in başkenti, Müslümanların mukaddes şehridir.

Mescid-i Aksa için verilen mücadele sadece Filistin halkının değil tüm dünyanın mücadelesi olmalıdır. Bu nedenle sivil inisiyatiflerin ve hukukçuların başım çektiği küresel bir çaba yürütülmelidir. BM, UNESCO, İİT nezdinde yürütülen süreçlere ilave olarak tüm insanlar ve uluslararası kurumlar birlikte hareket ederek Siyonistlerin oldu bittilerini önleyecek girişimleri artırmalıdır. "Yerleşimci" kisvesiyle normalleştirilmeye çalışılan yayılmacı politika aslında tam anlamıyla Filistin topraklarının işgalidir. Bu işgal durdurulmalı, Uluslararası adaleti ve hukuku uygulayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Adil barış ve istikrarı sağlamak için Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etmeleri ve bağımsız devletlerine kavuşmaları sağlanmalıdır. "Hakikatin olmadığı yerde adaletten söz etmek mümkün olmaz" prensibince; İsrail'in kuruluşu, yayılmacılığı ve Filistin konusunda sergilediği siyasetin tamamıyla uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade ediyor, uluslararası güvenlik ve hukuk kurumlarını gereğini yapmaya davet ediyoruz. Bugün burada ve tüm Türkiye'de Kudüs dostları ile birlikte İsrail'in hukuksuz uygulamalarına karşı çıkıyoruz. Tüm Filistin ve Kudüs sevdalıları olarak bu davayı savunmaya devam edeceğiz. Tüm dünyadaki insanları, uluslararası mekanizmaları, adaleti ve hukuku savunan herkesi İsrail'in attığı bu işgal adımlarını durdurmak için adım atmaya çağırıyoruz.

Biz Sivil Toplum Kuruluşları olarak, İsrail'in politikalarını hiçbir zaman benimsemediğimizi ifade ediyoruz. Kudüs özgür oluncaya kadar mücadelemizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz. Özgür bir Filistin ve Özgür bir Mescid-i Aksa için gerekirse canlarımızı ortaya koyacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner214