TÜRKİYE CUMHURİYETİ NASIL KURULDU..

Güzel vatanımızın yönetim şekli Cumhuriyet’imiz yedi yıl sonra yüz yaşını dolduracak. Devletler tarihinde yüz yıllar, küçük zaman dilimleridir. Biz Türkler, Bin yıldır, Allah’ın ve ecdadımızın lûtfu olan bu topraklarda, bu cennet vatanda yaşıyoruz. Orta Asya’dan başlatırsak, 2.500 yıldır dünyanın en uzun devam eden Devleti biziz. Adı tarihte değişik isimlerle anılmıştır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti. Yüce Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Türkiye Cumhuriyeti ilelebed payidar olacaktır.”

        Dünyadaki, mevcut demokratik yönetim sistemleri içinde halen makbulü olan en iyi rejim, bir çok batılı, gelişmiş, modern ülkenin de idare biçimi olan Cumhuriyet’tir. Yani Cumhur’un (halkın) idaresi.

        29. Ekim. 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti, halkın iradesiyle 23.Nisan.1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş, Osmanlı İmparatorluğu sonrası, ülke idaresi Cumhuriyet kuruluncaya dek TBMM. tarafından ifa edilmiştir. Kurtuluş Savaşımızın ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan cumhuriyetimizin 93 ncü yılını kutluyoruz bu günlerde, kutlu olsun.

        Bu önemli günün ne anlama geldiğini, cumhuriyetin nasıl bir rejim olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunu bu yazımla siz değerli okurlarıma hatırlatmak istedim.

        Osmanlı İmparatorluğu’nun, Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914-1918)  yenik çıkması sonucu, savaşı kazanan devletlerce paylaşılmış ülkenin Anadolu ve Trakya’da kalan topraklarımız üzerine Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal ve silâh arkadaşları tarafından İstiklâl Harbi (1919-1922) sonrası kurulmuştur.

        İstiklâl Harbi, Misak-ı Milli sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak, milli egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak için Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilen, çok cepheli bir savaş idi.

        Kurtuluş Savaşında düşmana karşı koyan, ülkenin direniş teşkilâtlanması ile oluşan milli güçler, Osmanlı Ordusu ile Kurtuluş Savaşı Milis ve gönüllülerinden oluşan Kuvayı Milliye’dir.

Kuvayı Milliye, ülkenin dört bir yanının Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince ele geçirildiği, Mondros Mütarekesi ile ülkemize ağır koşulların dayatıldığı, Osmanlı Ordusu’nun silâhlarının alınıp dağıtıldığı, her şeyin bitti sanıldığı günlerde, milletin tepkisi olarak doğan bir halk direnişidir.

12. Haziran. 1919 da Amasya’da Mustafa Kemal Paşa yayınladığı bildiri ile; ülkenin içine düştüğü durumu açıklıkla izah ederek, çözümün bütün güçlerin birleşmesinden geçtiğini ifade ile Anadolu ve Rumeli’de kurulan  Müdafaa-i Hukuk Dernekleri’ni birleştirme, kongreler yaparak (Sivas ve Erzurum) tüm milletin kesin kararına dayalı yeni bir yönetim kurma amacıyla Amasya Tamimi’ni hazırlamıştır. Bu Tamim, milli egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti’nin kurulması yolunda atılan ilk adımdır. Milli Egemenlik ve Milli Bağımsızlık fikri ilk kez ortaya atılmıştır.

Milli sınırlar içinde Vatan bir bütündür, bölünemez !..

        Mustafa Kemal 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelmiş ve Ankara’yı, Anadolu’daki direniş hareketinin Merkezi olarak seçmiştir.İstanbul’un işgalinden üç gün sonra Mustafa Kemal, 19. Mart. 1920 tarihli bildiriyi yayınlayarak, olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin  Ankara’da toplanacağını bildirerek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temellerinin atılması sağlandı. İkinci bir bildiri 21 Nisan’da  yayınlanarak Meclisin açılış töreninin nasıl yapılacağı duyuruldu. TBMM. 24.Nisan 1920 günü ikinci toplantısında, M. Kemal, TBMM. nin ilk Başkanı seçildi. Meclis Başkanlığı; Cumhurbaşkanı seçildiği 29. Ekim. 1923 tarihine kadar sürdü.

Cumhuriyet Kavramı

 

        Batı dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun kendisini yönetmesi anlamına gelir. Cumhuriyet Rejimi’nde iki unsur çok  önemlidir.

a-          İdare edilenler

b-          İdare edenler

Bu iki unsurun sahip olması gereken özelliklerin başında dürüstlük gelir. Cumhuriyet rejiminde her iki tarafın da, dürüst ve namuslu olması gerekir. Rejimin, demokrasi plâtformuna oturtulması şarttır.

Cumhuriyet; ulusun, VATAN ve HUKUKA sevgisi ve içten bağlılığı ile yaşatılmalıdır. Bu sebeple Cumhuriyete hayat veren damarların başında demokrasi gelir. Gerçek cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile olan ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış tehlikelere karşı cumhuriyet kendisini demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Demokratik Cumhuriyetlerde kişilerin ve dolayısıyla toplumların, özgürlükleri hukuk yolu ile güvence altındadır. Bunların sınırları da adaletin kalemi ile çizilmiştir. Saygılarımla.

       

Not: Bu yazı geçtiğimiz 29 Ekim 2016’da gazetemiz Yerel Güç’te yayınlanmak üzere yazıldı. Lâkin Telekom Ödemiş, 5 Ekimde internet müracaatım yapılmış olduğu halde tam 50 (yazı ile elli) gün sonra ev telefonuma internet bağlanabildi. Bu süre içerisinde hizmet alamadım.Yazılarımı gazeteme gönderemedim.  Gecikmenin sorumlusu ben değilim. Saygıdeğer okurlarımdan ve gazetemiz yönetiminden özür dilerim.

{ "vars": { "account": "G-Z2YJHG8WBW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }