KAŞINTI

Dil bilgisi uzmanları kuşkusuz iyi bilirler; dilimizde bir tı- ti - tu -tü eki vardır. Bu ek,  kötüdür demeyelim de, genellikle hoş olmayan anlamlar yüklenen sözcüklerin yapım eki olarak kullanılır. Başlıktaki, kaşımaktan gelen kaşıntı gibi; sıyırmaktan sıyrıntı, kalmaktan kalıntı, ayırmaktan ayrıntı; sürüntü, süprüntü, yığıntı, dağıntı, bozuntu, uyuntu, kuruntu vb.  
Bu sözcüklerin en netamelisi kaşıntıdır. Kaşıntı tutan adam, yerinde duramaz. Gece gündüz, akşam sabah, kuşluk ikindi; hart hart hart!  Kaşınır da kaşınır.
Tabi bu kaşıntı illeti, tıpsal anlamda sağaltıma gerek duyulan bir sayrılık. Bunun çeşitli etkenleri olabilir. Birincisi uyuzdur; uyuz böceği denilen masum hayvancığın insan bedenini yurt tutması, otağ edinmesi ile ortaya çıkar.
İkincisi, mikrobik yüzeysel sayrılıklardan kaynaklanır. Çoğunluk dermatofit ya da maya türü dediğimiz mantar mikrobundan ileri gelir.
Üçüncü olarak, yüzeysel bir sebebe dayanmayan, iç hastalıklarından kaynaklanan kaşıntılara da rastlanır. 
Bu her üç kaşıntıda da hekime başvurmak şarttır. Rastgele ilaç kullanmak dokuncalı sonuçlar doğurabilir.
                                                              …
Bir de sebebi belli olmayan kaşıntılar vardır. Adam durduk yerde kaşınır. Adama uyuz deseniz değil, mikrop deseniz o da değil, içinde bir bozukluk var deseniz o da olmaz. Hatta durduk yere hakaret etmiş bile sayılabilirsiniz.
Peki ne yapacağız? Adam kaşınıyor; hart hart hart! seslerinden komşular uyku uyuyamıyor!
İşte bu da dördüncü grubu oluşturan, “Sebebi belirsiz kaşıntı” türüdür. Tedavisi yoktur. Adam yolda kendi halinde yürüyor. Bir de bakmışsınız, başlamış hart hart kaşınmaya. Durumundan o da rahatsızdır ama girmiştir bir kere beynine sebepsiz ve gereksiz kaşıntı sayrılığı. Bir de bir şey olmamış gibi, sağına soluna bakar; gelene geçene tebessüm etmeye çalışır yarım yamalak. Hatta acı acı.
                                                             …
Bu kaşıntı illeti için;
-Bilime kulak vermek yerine okyanus ötesine kulak kabartmak,
-Tüm umutların bağlandığı, silahlı ortakların her geçen gün artarak artan avanta taleplerini karşılama güçlüğü,
-Kötü yola düşen insanların yakalandıklarında saldırganlaşma psikolojisi.
-Devlet benim, ben devletim sendromu,
-Var mı bana yan bakan psikozu,
-Emperyalizmin iradesini millet iradesi, diye gargara yaptırmaya kalkışıp, martlakta kalma sendromu, vb. gibi sebepler ortaya atılmaktadır. Ancak kesin etken bilinememektedir.
Eee, zorlu bir hastalık bu; nereden bilinecek?
Bilinemeyince de sürekli kaşınılıyor tabi.
{ "vars": { "account": "G-Z2YJHG8WBW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }