Altıntaş, teklifin hem usul hem de esas yönünden kabul edilemez olduğunu savundu.
Genel Kurul’daki konuşmasında teklifin Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Altıntaş, “Demokrat Parti olarak hem usulden hem esastan itiraz ediyoruz. İtirazlarımızın temeli vatanımızın bölünmez bütünlüğü adına, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen İstiklal Mücadelesi adına, terör eylemlerinde şehit olan evlatlarımız adına, gazilerimiz adına ve çocukları dağa kaldırıldığı için gözyaşı döken anneler adına itiraz ediyoruz” dedi.
“Derdimiz vatandaşımızla değil, terör örgütleriyle”
Altıntaş, Demokrat Parti’nin itirazının herhangi bir etnik kimliğe yönelik olmadığını vurgulayarak, “Derdimiz birlikte pişirdiğimiz ekmeği bölüştüğümüz insanlarımızla değil, terör örgütleriyledir” ifadelerini kullandı.
Teklifin Meclis dışında yürütülen görüşmeler sonucunda hazırlandığını öne süren Altıntaş, Meclis’in herhangi bir makamdan talimat almaması gerektiğini söyledi. Altıntaş, “Adına barış koymakla barış olmuyor. Meclis dışında terör örgütüyle pazarlık edilerek hazırlanmış bir metin Meclis’e getiriliyor. Kanunun acele çıkarılması için Meclis’e talimat veriliyor. Eğer Meclis talimat alırsa gazi niteliğini yitirir. Meclis’e Türkiye’de talimat verebilecek hiçbir kurum, müessese ve şahıs bulunmamaktadır” diye konuştu.
“Anayasa değişikliğinin provası yapılıyor”
Çerçeve yasayı “turnusol kâğıdı” olarak nitelendiren Altıntaş, teklifin gelecekte atılacak adımların işareti olduğunu savundu.
Altıntaş, “Bu yasa bir turnusol kâğıdıdır. Gelecekte yapılacak işlerin, aynı terörist başının söylediği gibi anahtarıdır. Bu kanun gelecekte nelerin yapılacağının işaretini ayan beyan ortaya koymakta ve bir anayasa değişikliğinin provası burada yapılmaktadır” dedi.
Teklif kapsamında demokratikleşme ve eşit vatandaşlık taleplerinin bir “ambalaj” içerisinde sunulduğunu öne süren Altıntaş, Anayasa’nın ilk dört maddesinin yanı sıra 66. ve 42. maddelerinin de tartışmaya açılabileceği iddiasında bulundu.
Altıntaş, “Anayasanın ilk dört maddesinin haricinde 66. ve 42. maddeleri de bu tekliflerle beraber aşındırılmakta ve devlet hayatımız yeni bir biçime dönüşmektedir. Eğer bu yol yürünmeye devam edilirse çok dilli, çok devletli bir yöntemin yolu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önünde açılacaktır” ifadelerini kullandı.
“Özerklik, federasyon, konfederasyon çözüm değildir”
Türkiye’de farklı etnik kimliklerin bulunduğunu belirten Altıntaş, bu kimliklerin ülkenin zenginliği olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Altıntaş, “Özerklik, federasyon, konfederasyon çözüm değildir. Bunlar fantezi bile değildir. Ülkemizde çok etnisiteli kimlikler vardır. Ancak bu kimlikleri vatandaşımızın onuru, kültürü ve zenginliği olarak kabul ediyoruz, saygı duyuyoruz. Hiçbir etnik kimliğe karşı bir tavır içerisinde değiliz” dedi.
Altıntaş, çözümün terörle arasına mesafe koyan, demokratik kurumların işlediği ve vatandaşların kendilerini güvende hissettiği bir sistemden geçtiğini ifade etti.
“Kimlik siyaseti bölünmeyi götürür”
Konuşmasında üniter devlet yapısına yönelik uyarılarda da bulunan Altıntaş, “Eğer bunlar yapılmazsa üniter devlet yapısının parçalanmasına giden bu yolun taşları döşenir, devlet ve millet Mısır patlağı gibi dağılır. Allah muhafaza böyle bir ayrışma devletin sonu olur” diye konuştu.
“Kimlik siyaseti demokratikleşmeyi değil, bölünmeyi götürür” diyen Altıntaş, ayrışmanın toplumsal kutuplaşmayı artıracağını ve ülkeyi dış müdahalelere açık hale getireceğini savundu.
“Laiklik farklılıkları bir arada yaşatmanın teminatıdır”
Türkiye’de farklı dil, din ve inançların bir arada yaşayabileceğini belirten Altıntaş, bunun güvencesinin laiklik olduğunu söyledi.
Altıntaş, “Bizim ülkemizde yaşayan insanların ayrı dilleri, dinleri ve mabetleri elbette olacaktır. Hepimiz onlara saygı göstereceğiz. Bunun teminatı da düne kadar çok ağır eleştirilere tabi tuttuğunuz laikliktir. Laikliği layıkıyla uygulayabilirsek ayrı dilleri ve dinleri olan insanları bir arada yaşatma imkânını kolayca buluruz” ifadelerini kullandı.
“Özgür bireyi ve demokrasiyi güçlendirelim”
Konuşmasının devamında siyasi tartışmaların yanı sıra ekonomik ve sosyal sorunlara da dikkat çeken Altıntaş, “Tarihle kavga etmekten vazgeçin. Özgür bireyi güçlendirelim. Demokrasiyi güçlendirelim. Ekmeği büyütelim. Devletin teminatını gelir dağılımındaki adalette ve büyüyen ekmeğin adaletle taksim edilmesinde arayalım” dedi.
Ekonominin, hukukun ve kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi çağrısında bulunan Altıntaş, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) tamamlanması gerektiğini söyledi.
“Devletin teminatı karnı tok insandır” diyen Altıntaş, “Bugün Türk milletinin yarısı açtır. Muş Ovası’nın sulamasını bitirelim. Topraklardan zenginlik fışkırsın. Çocuklar yatağa aç girmesin. Fakirlik ortadan kalksın. Herkes canından ve malından emin olsun” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda Cumhuriyet ve Lozan vurgusu yapan Altıntaş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır. Lozan bağımsızlığımızın tapu senedidir. Ortak aidiyet, eşit yurttaşlığımızın temelidir” dedi.