Eğitim Sen Tire Temsilciliği adına bir basın açıklaması yayınlayan Eyüp Aksoy, hükümetin sağlık sektöründeki yeni uygulamalarını eleştirerek, “AKP mücadeleyi büyütmekten başka seçenek bırakmıyor. 21 Aralık 2011 tarihinde, en uzun gecede, en kısa günde, karanlığın en koyu, ışığın en az olduğu günde aydınlığı artırmak için grev yapacağız” dedi.
Eğitim Sen Tire Temsilciği Yürütme Kurulu adına hazırladıkları basın açıklamasını, yazılı olarak veren Aksoy, “Bu noktada neden greve gittiğimizi siz değerli halkımıza doğru anlatmamız gerekiyor. Her şeyden önce sizlerin özellikle sağlık ve eğitim alanında yaşananları ve yaşanacakları tüm gerçekleri ile öğrenmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Eğitim Sen Tire Temsilciliği tarafından yayınlanan basın açıklamasının tam metni şöyle:
“3 Ocak’tan sonra Genel Sağlık Sigortası uygulamaya geçecek ve çalışan herkes gelirinin yüzde 12,5’ni sigorta primi olarak yatırmak zorunda kalacak. Bu payı yatırmayanlar sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaklar. Ancak,270 TL altında geliri olanlar sağlık hizmetlerinden faydalanacağı anlamına geliyor. Bir başka deyişle YEŞİL KART’ın büyük bir bölümü kalkıyor.
İlaç, tıbbi malzeme ve protest gibi gereçlerdeki katkı payı artacak. Her aşamaya katkı payı getirilecek.
Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti vermekten çekilecek. Sağlık hizmeti alınıp, satılabilen ticari bir meta haline getirilecek. Şu anda sağlık kurumlarına gidildiğinde cebimizden tek bir kuruşun çıkmaması, halkımızın gözünde göreceli olarak memnuniyet uyandırmaktadır. Ancak bu bir ALDATMACADIR. Çünkü cepten çıkmayan bu paralar daha sonra maaşlarımızdan kesilmektedir. Küçük gibi gözüken bu katkı payları her geçen gün daha da artacaktır. Nitekim acil servislerinden bundan sonra alınmaya başlanacak katkı payları (3TL) ile ağız ve diş sağlığı polikliniklerinden telefonla alınacak randevunun dakika ücretinin 2,5TL olması bunun sadece küçük örnekleridir. Bizler greve giderken daha doğmamış çocuğumuzun, öğrencilerimizin, yaşlılarımızın kısacası tüm yurttaşlarımızın haklarını da savunarak sesimizi yükseltiyoruz.
Değerli halkımız,
AKP hükümeti sağlık alanındaki piyasa koşullarına göre yaptığı düzenlemelerini aynısını eğitim alanında da yaşama geçirmeye çalışmaktadır. Okulları ödeneksiz bırakarak sizin yapacağınız bağışlar üzerinden eğitim-öğretimi sürdürmeyi hedeflemektedir. Sizlerin dolaylı olarak verdiğiniz vergilerin çoğu başka alanlara gitmekte ve okullara tek bir kuruş ödenek yollanmamaktadır. Bizzat Milli Eğitim bakanı öğretmenleri sizlerin gözünde küçük düşürmek için elinden geleni yapmaktadır. Öğretmenleri az çalışıp çok para kazanan insanlar olarak göstermektedir. Hâlbuki OECD ülkeleri içinde öğretmenlerini en fazla çalıştıran ve en az ücreti veren ülke bizim ülkemizdir.
AKP İKTİDARININ “İLERİ DEMOKRASİ” SÖYLEMİ DE KOCAMAN BİR YALANDIR!
Çünkü AKP, tüm kurum ve kuruluşları denetimi altına alarak devleti AKP’lileştirmektedir. Özel Yetkili Mahkemeleri ve Terörle Mücadele Kanunu’nu kendisine kalkan yapan AKP iktidarı önünde diz çökmeyi kabul etmeyenleri hukuksuz biçimde gözaltına almakta, tutuklamaktadır. Bu ülkenin cezaevleri aylarca, hatta yıllarca mahkemeye çıkarılmayı bekleyen insanlara doludur.
AKP İKTİDARI DİYOR Kİ; “KAMU EMEKÇİLERİYLE TOPLU SÖZLEŞME YAPACAĞIZ” SÖYLEMİ KOCAMAN BİR YALANDIR!
Gerçekte ise, AKP iktidarının aslında kamu emekçileri ile toplu sözleşme yapmak değil sadece yapıyor gibi görünmek istediği yaklaşık bir aydır Bakanlar Kurulunda bekletilen yasa taslağının içeriği ile net olarak ortaya çıkmıştır. Yasa taslağının hazırlık sürecinde defalarca üçlü danışma kurulu toplantıları, teknik komisyon toplantıları yapılmış ama sonuçta hükümet yine kendi bildiğini okumuştur
Değerli halkımız,
Bizler bu ülkede sendikal hak ve özgürlükler ve gerçek bir demokrasi için mücadele etmenin zor, bedelinin ağır olduğunu bilen bir gelenekten geliyoruz. Bu gelenek birilerinin “memurun da sendikası mı olur” diyerek mücadele kaçkınlığı yaptığı dönmede, sendika kapılarına vurulan mühürleri söken kamu emekçilerinin yarattığı fiili meşru mücadele geleneğidir. Bu geleneğin ve yaşadıklarımızın bize öğrettiği temel şey ise haklarımızı ancak mücadele ile alabileceğimiz gerçeğidir. Kamu emekçilerinden aldığımız güç ve güvenle bu geleneği sürdürmeye kararlılığımızı tekrar ifade ediyoruz.
§ Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir Toplu Sözleşme düzeni için,
§ Ø Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine son verilmesi için,
§ Ø Emekçilere dayatılan angarya ve zorunlu fazla mesaiye son verilmesi için,
§ Ø Temel ücretlerin artırılarak, eşit işe eşit ücretin gerçekten hayata geçirilmesi için,
§ Ø Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıtılması için,
§ Ø Net asgari ücretin açlık sınırı olan 1.000 TL’ye çıkarılarak tüm ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,
Mücadelemizin aynı zamanda halkın ve hepimizin eğitim, sağlık hakkı içindir. Eğitim ve sağlık hakkını kaybetmek istemeyen emeklileri, yoksulları, işsizleri, kadınları, gençleri ortak mücadeleye ve 21 Aralık’ta yapacağımız GREVE destek vermeye çağırıyoruz.”