Açıklamada, 1990’lı yıllarda Cumhuriyetin kazanımlarına ve toplumsal aydınlanmaya yönelik saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekilerek, Atatürk ilke ve devrimlerini, laikliği, hukukun üstünlüğünü ve demokratik toplumu savunan aydınların sistemli biçimde hedef alındığı vurgulandı.
Başkan Ümran Ateş açıklamasında; Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve çok sayıda aydının, özgür düşüncenin, bağımsız basının ve Cumhuriyet değerlerinin temsilcileri olmaları nedeniyle katledildiğini ifade etti. Bu cinayetlerin, adaleti işlevsizleştirmeyi, toplumu baskı altına almayı ve aydınlanma mücadelesini kesintiye uğratmayı amaçlayan örgütlü bir sürecin parçası olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, söz konusu saldırılarla özgür basın üzerinde baskı kurulmak istendiği, eleştirel düşüncenin zayıflatılmasının ve toplumun suskunluğa itilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Ancak aydınlara yönelik şiddetin düşünceyi ortadan kaldıramadığı vurgulanarak, katledilen aydınların Cumhuriyet değerleri etrafında şekillenen toplumsal hafızanın ve süregelen aydınlanma mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi.
Adalet ve Demokrasi Haftası’nın yalnızca bir anma haftası olmadığına dikkat çekilen açıklamada, cezasızlık, aydınlatılamayan cinayetler ve ertelenen adaletin sorgulanmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Aydın cinayetlerinin aydınlatılamadığı bir ülkede hukukun üstünlüğü ve demokratik işleyişten söz edilemeyeceği ifade edildi.
Basın açıklamasının sonunda, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak adalet ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren aydınlara, Atatürk’ün mirasına ve laik Cumhuriyet’e karşı taşıdıkları sorumluluğun bilinciyle bu değerleri savunmaya kararlılıkla devam edecekleri kamuoyuna duyuruldu.