Üzücü bir haftaydı sevgili okur. Üst üste yaşadığımız, yüreğimizi ağzımıza getiren o olaylar hepimizi derinden sarstı. Ben genelde toplumsal konuları ve sosyolojik vakaları tiyatro sahneleri için işlerim; ancak bu kez duruma kayıtsız kalmak mümkün değildi. Bu hafta kendi öğrencilerime daha derinden bakma fırsatı buldum. Hepsi olayları duymuş, o ağır havayı solumuştu.
Uzun süredir sanatçı çocuklarla çalışıyorum. Bizim pedagojimiz, normal müfredatın biraz dışında kalıyor. Kendini tanımayla başlayıp evreni anlamlandırmayla devam eden, mikro ve makro sonsuzluğun arasında geniş bir yelpaze hayal edin. Derslerim iki saat sürüyor. Boş bir sahnede ya da boş bir odanın içinde; oyuncak, tablet, telefon olmadan, sadece bedenimizle iki saat boyunca "anda" kalıyoruz. Dışarıdan bakana "oyun" gibi gelebilir ama aslında her biri için farklı bir yolun deneyimi olan çalışmalar sürdürüyoruz.
Açıkçası gözlemlerim neticesinde buralarda bu işi gerçekten bilen kimse yok; daha da kötüsü, kendini geliştirmeye tenezzül eden de yok. "Drama dersi veriyorum ya" diyenler belki okur da aydınlanır diye yazıyorum: Ben oyunlarımın temeline Katharsis’i koyarım.
Sevgili ebeveynler; siz çocuklarınızı koruyorsunuz ama çocuklarınız da sizi koruyor! Okulda üzüldüğü bir şeyi size anlatmıyor "siz de üzülmeyin" diye. İstediği bir oyuncak alınamayacaksa ağlayamıyor "siz kötü hissetmeyin" diye. Sinir olduğu bir şeyi yutuyor. İşte bu duygular içlerinde birikiyor, bedenlerini dengesizleştiriyor, onları kendilerine yabancılaştırıyor. Benim derslerim, onların kendilerine en yakınlaştıkları an. Orada oyun oynarken ağlıyorlarsa, sinirleniyorlarsa, gülüyorlarsa; işte bunlar o boşaltamadıkları duygular. O derste her şey ortaya çıkıyor ve çocuk o sınıftan huzurla, dingin bir şekilde ayrılıyor. Ruhun arınması diyor buna Aristoteles.
Nöropsikolojik açıdan bakıldığında ise bu süreç (Katharsis), beynin "alarm merkezi" olan amigdalada hapsolmuş yoğun duygusal yüklerin, mantık merkezimiz olan prefrontal korteks aracılığıyla işlenip anlamlandırılmasıdır. Duygular sahnede "eyleme" döküldüğünde stres hormonu (kortizol) seviyesi düşer ve beynin ödül mekanizması devreye girer. Bu da çocuğun dürtü kontrolünü geliştirir ve şiddet eğilimini nöral düzeyde törpüler.
Neden drama? Wagner’in Gesamtkunstwerkini duymuşsunuzdur —şaka yapıyorum, duymadığınıza eminim ama duymuşsunuz gibi yapacağım. Bu "Bütüncül Sanat" anlayışıdır. Tiyatro; müziği, resmi, dansı, plastik sanatları ve bedeni içinde barındırır. Çocuk benim dersimde hangi yola daha yakın olduğunu keşfeder. Bir öğrencim oyunda şarkı söyledi ve sese yöneldi, şu an konservatuvarda müzik okuyor. Bir diğeri dekorda iyi olduğunu fark edip grafiker oldu. İlla sanatçı olmaları da gerekmiyor; hangi alanın onları iyi hissettirdiğini bildikleri için, meslekleri ne olursa olsun bunu hayatlarına yansıtmayı biliyorlar.
Velhasıl, bu hafta yaşadıklarımız yaptığım işi neden yaptığımı bana bir kez daha hatırlattı. Daha çok çocuğa ulaşmak niyetiyle, hoşçakalın.