ALTIN MADENİ ARAYICILARINA HAYIR!

Başlıktaki konu ile ilgili Ödemiş’te iki yıl önce oluşturulan Plâtform üyesi çevre ve çok yönlü duyarlılığı olan dostlarıma teşekkür ederim. Bitmez enerjileriyle bu konudaki çalışmaları takdire şayan, sağ olsunlar. Aşağıda isimlerini zikredeceğim köylere, yaylalara defalarca gidip, insanımızı aydınlatmışlar. Yalnız şehirli insanımız bu konuda, köylerimizde ve yaylalarımızda yaşayanlar kadar ne yazık ki, duyarlı değiller. Hadi aydınlatılmamış diyelim.

Hafta içinde meslek odaları ve yerel basının değerli temsilcilerine bir dizi ziyaret gerçekleştirdiler. Bu meyanda naçiz şahsımı da arayarak, Yerel Güç Gazetemizdeki toplantıda bulunma imkânım oldu. Bu konu ile ilgili bilmediğim ne kadar çok şey varmış diye hayıflandım. Küçük Menderes Havzasında yaşayanların, özellikle Ödemiş’lilerin konuya ciddi önem vermeleri gerekiyor. Ödemiş’in Kuzey kısmındaki yaylalarımız batısında Horzum, Çamyayla’dan başlayarak, Dadbey, Mursallı, Subatan, Zeytinlik, Gölcük, Oğuzlar, Kiraz köyleri Yılanlı ve ismini sayamadığım güzelim yaylalarımız ve dağ köylerimiz (oralara mahalle demeye daha alışamadım) bu altın madencilerinin tehdidi altında. Çeşitli isimlerin (şirketlerin) yalnız Bozdağ için 17  arama ruhsatı aldıklarını öğrendim. Adeta aportta bekliyorlar, köylü, şehirli uyanık ve duyarlı olmalıyız.

Bu altın madeni arayıcılarının ifadesi ile, sözde buralardan alınan cevher (yani verimli topraklarımız) kamyonlarla işlenmek için Kütahya’daki maden işletmelerine taşınacakmış. Bir ton toprak parçasından elde edilebilen altın miktarının 3 gram (cevherin binde 3 ü) olduğu söyleniyor. Büyük tonajlı bir kamyonun buralardan götüreceği toprağımızla 50 gram kadar altın elde edilebileceğine göre, bu masrafın hiçbir şekilde elde edilecek altınla karşılanmayacağı bir gerçek. Demek ki, söylenen büyük bir yalan. Bunlar kazmayı vurunca küçüklü büyüklü birkaç işletmenin boy göstereceğini söyleyebiliriz. Ayrıca altın madenin dünyadaki üretiminin adeta doymuş olduğu bir gerçek. Bizim ülke olarak altına ihtiyacımız yok. Eğer birileri size altın madeninin sanayide kullanıldığını söyleyecek olursa o eskidenmiş deyiverin. Digital döneme geçilmeden önce, telekominikasyon santrallerindeki röle kontaklarında altın madeni kullanılıyormuş.

Malûm yukarıda bahsettiğim, mahallelerimizle, yaylalarımız güneye bakıyor. Ödemiş’imiz ve buraları yılın neredeyse 350 günü güneşli oluyor. Güneş alan topraklarımızda da yetişen ürünü besleyen mineral ve elementler açısından zengin oluyor. İşte altıncıların gözü bu topraklarda. Toprağın bu tabakası 10-15 cm. den 50 cm. ye kadar mineral zenginliği taşıyormuş. Altın arayıcıları toprağın en verimli 2-3 cm. üst kaymak tabakasını sıyırıyorlarmış. Plâtform üyesi bir hanımefendi Karadeniz sahilinde Ordu İlimizin şirin ilçesi Fatsa’ya kadar gitmiş. Anlattığına göre oradaki bir veya birkaç işletme toprağın dokusunu mahvetmişler. Ora insanı yana yakıla, topraklarında artık Fındık fidanı yetişmediğini anlatmışlar. Tabii Çukurova, Nevşehir gibi bölgelerde değişkenlik arz ediyormuş. Toprağın verimli derinliği.

Altın işletmelerinin, istihdam sağlamadaki oranı çok düşük 15-20 kişiyle sınırlı imiş çalışan sayısı. Zaten bunun 5-6 sı mühendis, teknik eleman gibi dışarıdan gelecekler düşünülürse, onların aldatmaca söylemleri gibi yöre insanımıza yeni iş imkânı da yok.

Vahşi kapitalizmin örneği olan bu düzene mensup kişilerin, bizim güzelim yörelerimizi nasıl keşfettiklerini araştırdığımda; Maden Tetkik Arama (MTA) ve Mermer Ocaklarında, ve resmi-özel madenlerde çalışan mühendis ve teknik elemanların emekli olunca bu işlere yönelip ruhsat aldıkları, altın işletmecilerinin de bu ruhsatları kiralayıp, işletme açtıkları bilinen bir gerçek. Esas duyarlı olmamız gerek bir husus da çiftçimizin toprağını verilen paraya aldanıp satmaması meyanında, bazı uyanıkların hazineden uzun yıllara dayalı arazi kiralamaları. Bunu da dikkate alarak hükümet ve devlet nezdinde halkımızın tepkili olması icabediyor. Keldağ’daki mermer cevheri için ruhsat alanların, mermer işletmelerine, çıkarılacak mermerin % 15-20 oranında kâr ortağı olduğu biliniyor.

Yaylalarımızda bu tür işletmelerin kurulması halinde topraklarımızın tabii dokusunu kaybetmenin yanında, Efe Konut, Yayla Kent, Yeni Kent, Şafak Kent gibi şehrimizin kuzey bölgelerinde toz  bulutu ve taş yağmuru da görüleceği iyi bilinmeli.

Saygılarımla.

Not. Bu konu ile ilgili plâtform’un yarın (19 Nisan 2015 Pazar günü) Zeytinlik Gölland’da halkımızı aydınlatma amaçlı bir kahvaltısı var. Kâr amacı olmayan (kişi başı 15 TL.) kahvaltıya bütün halkımızı bekliyoruz.                

{ "vars": { "account": "G-Z2YJHG8WBW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }